Aşkın ve yalnızlığın şairi Furuğ Ferruhzad

Aşkın ve yalnızlığın şairi Furuğ Ferruhzad

17 Nisan 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Bir süredir tüm dünya gibi biz de virüs belası ile uğraşıyoruz. Haber kanallarının, medyanın ana gündem maddesi koronavirüs ve bu konudaki gelişmeler. 

Nereyi açsak maske kullanımı, sokağa çıkma/çıkmama haberleri, sosyal izolasyon ve sosyal mesafe koruma önerileri, ne zaman normal yaşama döneriz tartışmaları karşımıza çıkıyor. Tabii ki şu ortamda bunların hepsi doğal ve anlatılmalı. Ancak bugün gündemin dışına çıkarak farklı bir konuda yazmak istedim. 

Farklı uluslardan, değişik kültürlerden sıra dışı insanların yaşam öykülerini okumak, onlarla ilgili yaşanmışlıkları araştırmak, öğrenmek ve çevreme tanıtmak hoşuma gidiyor. Sonları genellikle mutlu bitmese de bu tarz insanların yaşama karşı duruşlarına ve verdikleri mücadelelere büyük saygı duyuyorum. Üstelik ulusların entelektüel birikimlerinin tüm insanlığın ortak değeri olduğuna inanıyorum. 

Her türlü engel ve baskılara rağmen yaşam biçimlerinden, inandıklarından, düşüncelerinden taviz vermeyen, eğilip bükülmeyen hattta bu uğurda dünyanın tüm nimetlerinden vazgeçen insanlar asla unutulmuyor. 

İşte bugün sizlere tanıtmak istediğim kişi de böyle biri, İranlı kadın şair-yazar-yönetmen Füruğ Ferruhzad. İsmi Farsça "ışık" anlamına gelen 1935 Tahran doğumlu sanatçı, 1967 yılında şüpheli bir trafik kazasında henüz 32 yaşında iken hayatını kaybeder. (Aşağıdaki fotoğraf)  
 

 

Despot Şah Rıza yönetimine muhalifliği ve korkusuz duruşu ile tanınan sanatçının bir suikasta kurban gittiği söylentileri de bir hayli yaygındır. Din adamları cenaze namazını kılmak istemediği için cenazesi iki gün bekler. Cenaze namazını bir yazar kıldırır. 

Furuğ Ferruhzad sadece Şah monarşisine değil klasik İran mollalarının gelenek adı altındaki bağnazlıklarına, genel ahlak baskılarına karşı kadınlığından ve düşündüklerinden asla taviz vermedi. Kadını önemsemeyen ve ikinci sınıf vatandaş gören gaddar bir coğrafyada "kadın şair" olarak yazdı, üretti, sözünü söylemekten hiç çekinmedi ve hep bildiği yolda ilerledi.  

Şah rejiminde asker olan, muhafazakar, otoriter ve baskıcı bir kişiliğe sahip  babası ile hiç anlaşamayan Ferruhzad henüz 16-17 yaşlarında iken İran'n tanınmış kişilerinden olan Parviz Shapour ile evlenir ama bu evlilik çok uzun sürmez. Eşi Parviz boşanmalarının ardından ona en büyük acıyı yaşatarak Furûğ’un çok sevdiği oğlu Kamyâr’ı görmesini yasaklar. 

Bir ara Almanya'da bulunan kardeşi Feridun'un yanına gitse de orada çok kalamaz ve İran'a döner. Döndükten sonra Feridun'a "Tozlu topraklı olsa da benim yerim Tahran sokakları" diye yazmıştır. 

Oğlunu görememenin acısına rağmen hayata küsmeyen sanatçı, şiire, sanata ve sinemaya sığınır. Haksızlığı, isyanı, umudu, aşkı ve yalnızlığı şiirlerine aktarır. Film yapımcısı ve yazar İbrahim Golestan’la tanışması her yönden onun hayatının dönüm noktası olur. Evli olan Golestan ile  aralarındaki iş ve aşk ilişkisi Füruğ Ferruhzad ölene dek sürecektir. 

1962’de çektiği "The House is Black" adlı filminde yokluk ve sefalet içinde yaşayan cüzzamlıların hikayesini anlatır ve filmin çekimleri sırasında cüzzamlılar evinde tanıştığı Hüseyin Mansur isimli çocuğu evlat edinir. Bu film 1964'te Almanya'da Oberhausen Film Festivalinde büyük ödülü alır. 

Ferruhzad'ı sadece aşk şiirleri yazan bir şair olarak değerlendirmek yanlış olur. O aynı zamanda yaşamış olduğu dönemin sosyal olayları karşısında hassas bir yaklaşım ve eleştirel bir bakış açısı sergiler. Dönemin İran'ında kadınları hiçe sayan kanun ve geleneklere karşı da mücadele eder. İsyankar ve boyun eğmeyen bir kadın olarak baskı ve zulüm altında yaşayan kadınların haklarını savunmak için şiirini bir araç olarak kullanmıştır. 

Benim arzum, İranlı kadınların özgürlüğü ve onların erkeklerle eşit haklara sahip olmalarıdır. Ben bu ülkede kadınların uğradıkları haksızlıkları ve adaletsizlikleri, çektikleri sıkıntıları tamamıyla biliyorum. Bu yüzden eserlerimin yarısını onların sıkıntılarını dile getirmeye, problemlerini tasvir ederek gözler önüne sermeye ayırıyorum” diyen özgürlük aşığı Ferruhzad için şiir yazmak nefes almakla eş değerdi. 

Açık sözlü, cesur, toplumsal baskı ve geleneklere başkaldırması ile tanınan sanatçı, bir o kadar da naif ve kırılgandır. "Aşktandır tüm yaralarım benim" diyen Ferruhzad'ın ruhunun derinliklerinde ve şiirlerinde bunu görmek mümkündür. Onun şiirlerinde yalnızlığı, kederi, umut ve özlemi aynı anda yakalayabilirsiniz. Bazı dizelerini okurken hançer gibi bir şeyler saplanır yüreğinizin bir köşesine... Gözleriniz dolar, boğazınıza bir şeyler takılır. 

1953 yılında “Esir” adlı ilk şiir kitabı basıldığında henüz 18 yaşındaydı. 1956’da "Duvar" ve 1957’de "İsyan" adlı şiir kitaplarını yayınladı. 1965 yılında olgunluk dönemi eseri diyebileceğimiz dördüncü şiir kitabı olan “Yeniden Doğuş"u yayımlandı. “Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım”  isimli yarım kalmış son şiir kitabı ölümünden sonra basıldı. 

1965’te UNESCO, Furuğ"un yaşamını konu alan bir film yaptırdı; Bernardo Bertolucci de, Furuğ'la ilgili bir belgesel çekti. 

Ferruhzad'ın kendi sesinden şiir dinlemek isterseniz buyurun;

 

  
Furuğ Ferruhzad'ın en sevdiğim şiirlerinden biri olan "Kuş Ölümlüdür Sen Uçuşu Hatırla" adlı şiiri ile yazıyı noktalamak istiyorum. 

Kim vurduya gitti aşkımız faili meçhul değilse nefsi müdafaadır…  

Ellerimizdeki kelepçenin anahtarı sende   

Kavgamızın tek seyircisi bu şehir  

Tutunduğumuz tek dal içimizdeki isyandır   

Söyle sevgilim sen söyle  

Akan kanımızın hesabını kime soracağız?  

Kim toplayacak gözyaşlarımızı   

Kim koyacak sevgiyi içimize  

Gittik gittik gittik  

Acılara gittik  

Keşkelere gittik  

Ben sana sen bana gittik  

Sonra öğrendik ki dünya yuvarlak,kaldık  

Sen bağıra bağıra ağlardın ben susardım  

Sen duvarları yumruklardın duvarlarında ellerinin izleri kan içinde  

Ben içime içime oyardım kendimi   

Sen çimenlere yatıp uyuyakalırdın   

Ben banklara tünemiş uykusuz   

Sen ot içerdin duman kusardın geceye  

Ben tek sigaralık ciğerimle öksürüklerde   

Sen aşka inanmazdın sen inanmazdın   

Ben maviye inanırdım  

Boynumdaki yorgun damarların mavisine  

Beyaz dalgaları omuzlayan deniz mavisine  

Denizin bittiği yerde başlayan göğün mavisine inanırdım  

Bi de ensemde ki dövmeye inanırdım  

"Kuş Ölümlüdür Sen Uçuşu Hatırla"  

Onu tanıdıkça ve şiirlerini okudukça daha çok seveceğinize  inanıyorum.  

Yalnızlığın, aşkın, hüzün ve  gözyaşının ve aynı zamanda umudun şairidir Furuğ Ferruhzad...