Aşk doğal nedenlerle ölmez

Aşk doğal nedenlerle ölmez

23 Eylül 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne bakacak olursanız eğer; (tabii durup dururken neden sözlüğe bakacaksınız ben de bir âlemim neyse…) “Boşanma” sözcüğünün anlam karşılığında “eşlerden birinin boşanma ilamı almasıyla evlilik birliğinin son bulması ve yasal olarak kurulmuş bir evlilik ilişkisinin yine yasal biçimde ortadan kaldırılması” yazılıdır. 

Boşanmak kelimesinde ise yedi anlam sıralı... Hem çok güldüm hem de paylaşmak istedim sizlerle: 

1. Karı ve koca, mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak 

2. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak 

3. Bol bol akmak 

4. Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak 

5. Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak 

6. Dertlerini, yakınmalarını anlatmak 

7. Sıyrılmak, kurtulmak 

Sekizinci maddeyi de ben ilave ediyorum: Boşanmalar önce evin tüm odalarına kıyasla, en çok yatak odasında başlıyor. 

Aslında bu maddeler mutsuz eşlerin evlilik süreçlerinde yaşayıp hissettikleri duyguları mecazi anlamda da olsa gözler önüne sermiş öyle değil mi? 

Evlilik hayatlarında kadınlarımızın çoğu, hatta tamamına yakını diyebilirim “suskun” kalırlar. Dertlerini anlatmaktan kaçınırlar. Arkadaş ortamlarında, komşularla toplanılan günlerde börek, çörek, çaylar eşliğinde hep çocuklarından, okuldan, çocuğunun sınavlarından, ev işlerinden, kaynanadan şikâyet ederler ama koca ile yaşanan problemleri açıkça dışarı vurmaz, çekinirler. Etrafa evliliğin iyi gittiği izlenimini göstermeye çalışırlar. Tıpkı şu sosyal medyada hep mutluluk fotoğraflarını paylaşan kişilerin aslında mutsuzluklarını örtmek istemeleri, psikolojik olarak ilgi beklentilerinin farkında olmamaları gibi…  Aman konu komşu duymasın, kol kırılır ama yen içeride kalsın diye büyütüldüğümüzden olsa gerek mutluluk maskeleri takılıdır. Kendi canım annemden biliyorum: “Aman kızım soğan ekmek yesen de baklava börek yedim de. Yuvanın içinde ne yaşadığını kimse bilmesin!” diye öğütleyip dururdu. Çünkü öyle görmüştü ve bana da öyle aktarırdı. Hoş, ben soğanı da baklavayı da sevmediğim için anneme “Aman anne! Ben soğan yemem ki...” derken birlikte kahkaha atardık sonrasında… 

Evlilikte işler iyiye gitmeyip bardağı taşıran son damlada boşanma söz konusu olunca, haklı olarak her şeyden habersiz “etraf” boşanmayı duyunca şöyle demeye başlar:  

“Ama siz mutluydunuz, yuvanızı yıkmayın, çocuğunuz var, bu yaştan sonra kurulu düzeninizi bozmayın, gözünle görmedin ki, ama çok iyi görünüyordunuz, efendi bir adama benziyordu, sigarası, alkolü, kumarı yok bundan iyisini mi bulacaksın?.. “ 

Ve işte tüm evlilik hayatınız boyunca sessiz kalıp, duyulmasın dediğiniz konuları boşanma sürecinde çevrenize bir bir anlatmak zorunda kalırsınız. Hele ki davanız çekişmeli boşanma ise…

Anlaşmalı boşanmalar da var tabii… İki medeni insanın karşılıklı konuşup anlaşmaya vararak dilekçelerini mahkemeye sunmaları ve dostça yollarını ayırmaları gibi… 

Japonya’da günümüzde ileri yaşlarda boşanmalar hızla artmaya başlayınca son zamanlarda boşanma törenleri yapılmaya başlanmış. İnternette seyrettiğim bir videoda boşanan çift, davetliler arasında, sanki düğüne gider gibi şık kıyafetleri ile salonun ortasına konulmuş büyük, gösterişli bir masanın üzerinde alyanslarını kocaman bir çekiç ile kırıyorlardı. Ahhh! Gözünü sevdiğim eğitim, çağdaşlık!.. 

Ülkemizde son 10 yılda 6 milyon çift evlenmişse bunun bir milyonu boşanmış durumda. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Çin’de ise her gün 10 bin çift boşanıyor. Avrupa’da ise yüzde 70 ile Belçika boşanmada birinci sırada… Suudi Arabistan ile Amerika arasında karşılaştırma yaptığımda her 3 evlilikten birinin boşanmayla bittiğini gördüm birbirinden farklı iki ülkede de.

Ve Avrupa tıpkı Amerika gibi evlilikten uzaklaşmış birlikte yaşayan gençlerle dolu. Evlilik olmayınca da bekâr anne oranları uçmuş durumda. İzlanda yüzde 67 ile bekâr anne oranında dünya birincisi… 

Hazların ve aşkların çeşitliliğini yaşamış ünlü Fransız yazar Anais Nin’in aşkı bitiren sebepleri, ilişkinin kopmasını anlatan “Dört Odalı Kalp” isimli kitabından alıntıladığım bir paragrafını paylaşıyorum sizlerle… 

“Aşk hiçbir zaman doğal nedenlerle ölmez. Ölür, çünkü biz onun kaynağını beslemeyi bilmeyiz; körlük ve hatalar ve ihanetler yüzünden ölür. Hastalıklardan, aldığı yaralardan ölür; bıkkınlıktan, bakımsızlıktan, susuzluktan, donukluktan ölür, ama asla doğal nedenlerle değil. Her âşık, kendi aşkının katili olarak mahkemeye çıkarılmalıydı. Bir şey seni incittiği, üzdüğü zaman, hemen onu bertaraf etmeye, değiştirmeye koşuyorum; kendimi senin yerine koymaya, senin gibi hissetmeye koşuyorum, sense sabırsız bir el hareketiyle sırtını dönüyor, anlamıyorum, diyorsun.”   

Hastalıklı ilişkilerde genellikle bir taraf kötü giden olumsuzlukları değiştirmeye canını dişine takıp tüm enerjisiyle çabalarken, karşı taraf ise çok önemsemez, hatta hiç önemsemez… 

Tüm dünyada hızlı artış gösteren boşanmaların yaşandığı günümüzde hiç mi mutlu evlilikler yok? Var tabii… Peki, nasıl evliliklerini çok çatışmadan, anlaşarak sürdürebiliyorlar?  

Konfüçyüs’ün dediği gibi, “Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir, içeriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur.”, Daha en başında seçim yaparken dikkatli, ne istendiğinden emin seçimler yapılmalıdır. Size uygun insanın olduğu gibi sevdiğiniz, değiştirmeye hiç gerek duymayacağınız insan olmasıdır. Aynı şekilde karşı tarafta sizi olduğunuz gibi seviyor, değiştirmek istemiyorsa onun için doğru insansınız demektir. Bunu anlamanın yolu da önce arkadaş olmaktır. Zaman içinde her iki taraf da birbirini tanıdıkça yol hayat arkadaşlığına yönelir zaten.  

Partneriniz sizi değiştirmek istiyorsa, bu onun istediği kişi değilsiniz demektir. O halde neden sizinle birliktedir?  

Nasıl yıllarca ilişkiyi koparmadığınız arkadaşlarınızı değiştirmeye uğraşmıyor onları oldukları gibi kabul ediyorsanız, sevgili ya da karı-koca ilişkilerinde de “olduğu gibi kabul” ön planda tutularak, kendinize yapılmasını istemediğiniz ne varsa eşinize de aynısını uygun görüp, dürüst davranarak mutlu evlilikler sevgi ve saygıyla çoğalsın diliyorum.