'Asimetrik ortaklık'

'Asimetrik ortaklık'

25 Ekim 2019 Cuma  |   Günlük

Gazeteci Cenk Başlamış, Türk-Rus ilişkilerini Cumhuriyet gazetesi için değerlendirdi:

Türkiye ile Rusya arasındaki her alanda ilişkiler son yıllarda neredeyse baş döndüren bir hızda gelişiyor. 

Milat olarak 24 Kasım 2015’de Türkiye’nin bir Rus uçağını düşürmesinden sekiz ay sonra gelen barışmayı ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini almak gerekiyor. İlk olayı lehine çeviren Rusya, iç savaşın başladığı 2011 yılından beri kendisine Suriye’de çelme takan Türkiye’yi yanına çekmeyi başardı. Rusların “ipleri eline alması” sayesinde Türkiye “uçak krizi” döneminde uzak kaldığı Suriye’ye dönebildi ve sonuncusu Barış Pınarı Harekatı olmak üzere üç ayrı operasyon düzenleyebildi. Darbe girişiminin ardından ise, Batı tarafından yalnız bırakıldığını düşünen Ankara’ya destek yine kuzeyden geldi.  

Ama Türk-Rus iş birliği Suriye ile sınırlı kalmadı, çoklarının son dakikada iptal edileceğini düşündüğü S-400 füzeleri anlaşması hayata geçirildi. Daha sistem çalışmaya başlamadan bu kez de Rusya’dan savaş uçakları alınması olasılığı gündeme geldi. 100 milyar dolarlık ticaret hacmi şimdilik uzak gibi görünse de geçen yıl ikili ticaret 26 milyar dolara ulaştı. Sadece Antalya’ya gelen Rus turist sayısı bu yıl bitmeden beş milyonu buldu. Bunlara yapımını Rusların üstlendiği Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu’yu ve gelecek yıl başlarında devreye girmesi beklenen Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı projesini eklemek gerekiyor. 

Yani “Kuzey cephesi”nde işler yolunda görünüyor. 

“Batı cephesi” ise karmakarışık. 

Bir yanda ABD Başkanı Donald Trump’ın sabah “yüzünü yıkamadan” attığı bilmece tweetler  ve yaptırım tehditleri, diğer yanda Türkiye’nin Suriye operasyonuna karşı ayağa kalkan Avrupa ülkeleri. 

Ve bu manzarada haklı bir soru: Bu kadar yakınlaşan Türkiye ile Rusya "stratejik ortak" olabilir mi? 

Günümüzdeki “balayı” havasına bakarsak mümkün, tarihe bakarsak olanaksıza yakın. 

Gerçek şu ki, Türkiye ile Rusya tarih boyunca bölgede liderliğe oynamış, hatta savaşmış, hırslı ve iddialı ülkeler. 

İş birliği yaptıkları zamanlar da olmamış değil ama nedeni hep aynı: Taktiksel. 

Tıpkı şu anda Suriye’de olduğu gibi. 

İç savaşın başında karşı cephelerde yer alan iki ülkenin çıkarları şu anda örtüşüyor. 

Suriye’de barışın sağlanabilmesi için Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyacı var. 

Türkiye’nin de kendi hesapları için Rusya’nın desteğine ihtiyacı var. 

Ruslar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması nihai hedefi yolunda-bazı sınırlar çekerek- Türkiye’yi açıkça kolluyor. 

Başından beri Batı sisteminin parçası olmuş Türkiye gerçekten Rusya’ya yönelmek mi istiyor, Batı’yı “kıskandırmaya” mı çalışıyor, yoksa iki büyük gücü aynı anda idare etmeye mi uğraşıyor? 

Bu soruların yanıtı Ankara’daki az sayıda kişide. 

Ama Moskova’nın kollarını açmış Türkiye’yi beklediğini düşünmek hayalcilik olur. 

Ankara “karşı cephe”de, bölgedeki Batı ittifakının “zayıf halkası” olduğu sürece değerli. 

Rusya’nın Türkiye için ABD’nin yerini almaya niyeti yok, zaten istese bile böyle bir gücü de yok. 

Sözün özü “stratejik ortaklık” uzak, “asimetrik ortaklık” gerçek. 

Yazının orijinalini okumak için tıklayın