'Asıl yanlış çekenin suçlanması'

'Asıl yanlış çekenin suçlanması'

25 Ağustos 2019 Pazar  |   Günlük

Gazeteci Faruk Bildirici kişisel sayfasında, Emine Bulut cinayetini medya açısından değerlendirdi:

"Medyanın sorun çözme, toplumsal duyarlılıkları harekete geçirme gücü mü kayboldu, yoksa medya bu gücü kullanmaktan korkar mı oldu? 

Son zamanlarda sosyal dalgalanmalar yaratan birçok olay, sosyal medyadan duyuluyor; tepkiler oradan gelişiyor ve daha önemlisi sonuç da alınıyor. Örnekler o kadar çok ki… 

Baklavacı iki kardeşin, hamile bir kadının kullandığı arabanın üzerine çıkıp tepinmesi, arabanın aynasını kırması görüntüleri, Twitter’dan yayıldı. Tepkiler ayyuka çıktıktan sonra polis ve savcılık harekete geçti de iki erkek öyle tutuklandı. 

Bursa’da, Ömür Karaman adlı bir gazinin ayaklarını uzattığı gerekçesiyle demirlerle dövülmesi de aynı şekilde önce sosyal medyadan yayıldı. Sonra medyada haber oldu. Sosyal medyada tepkilerin büyümesi üzerine yetkililer, yüzde 92 engelli raporu olan Karaman’ın dövüldüğü işletmeye ve dövenlere karşı işlemlere başladı. 

Medyanın bu gelişmeleri, sosyal medyadan öğrenip oradan kopya çekmesi gazeteciliğin toplumla bağlarının zayıflaması ve haber kaynaklarının daralmasından kaynaklanıyor olsa gerek. Ama medyanın habercilikte sosyal medyanın gerisinde kalması sanırım apayrı bir yazı konusu. 

Medya etkisiz eleman 

Şimdi asıl olarak medyanın, toplumsal duyarlılığı harekete geçirme gücünü yitirmesinin nedenleri üzerinde durmak istiyorum. Son zamanlarda medya bu haberleri sosyal medyadan kopyalamakla kalmadı; tepki göstermekte de sosyal medyanın gerisinde kaldı. Tıpkı, sosyal medyada isyan dalgası başlamadan saldırganları gözaltına almayan, tutuklamayan yetkili ve etkililer gibi… 

Medyanın bu denli etkisiz eleman haline gelmesinin nedenini anlamak için baklavacı kardeşler ve yüzde 92 engelli gazinin dövülmesi haberlerine bakalım. Her iki haber de önce sosyal medyadan duyuluyor ama her iki haber de korkak bir dille yazılmıştı, şiddete karşı açıkça tavır alınamamıştı. Baklavacı kardeşlerle ilgili ilk haberlerde sahip oldukları şirketin “Seydioğlu Baklavaları” olduğu yazılmamıştı. Aynı şekilde gazinin dövüldüğü işletmenin adının “Cafe Kumsaz” olduğu da Bursa Belediyesi ekipleri tarafından cafe kapatılana kadar yazılmadı. 

Zaten haberlere bakarsanız sanırsınız medyanın asli görevi, şirketleri, markaları ve birilerini övmek, onların yaptıkları “iyi” işleri övüp durmak. Geziye götüren şirketin reklamını yapan, şirket bültenlerini haber diye kopyalayan, yemek yediği restoranı göklere çıkaran gazetecilere, “Daha büyük çekirdeklerden, çitlemesi daha kolay ve olay bir ürün hazırlamışlar” deyip çitlediği çekirdeğin markasını tanıtan yazarlar bile eklendi bu furyaya."

Yazının devamını okumak için tıklayın