Asıl hırsız kim?

Asıl hırsız kim?

7 Mayıs 2019 Salı  |   Mentor

Türkiye'deki bütün insanlara tek tek “Bülent Yıldırım nasıl hakem” diye sorsanız tek bir insan bile “Çok iyi hakemdir" demez. 

UEFA'nın yo-yo (kondisyon) testinden geçememiş, yönettiği bütün maçlarda kontrolü kaybeden ve hakem saygınlığını tartışılır hale getirecek kadar sahada liderlik ve otorite sergileme konusunda eksiği olan birisi. 

Şampiyonluğun düğümünü çözecek maça, üstelik geçen yıl aynı önemde olan Fenerbahçe-Galatasaray maçında 3 penaltıyı görmediği veya göremediği büyük çoğunluk tarafından söylenen bir hakem neden atanır? Eğer bir maç şampiyonu belirliyorsa bu maçı Bülent Yıldırım yönetecek diye bir kural mı var?! Hakemin böyle maçlardaki performansı skandal olmasına rağmen neden sürekli en önemli maçlara veriliyor? 

Yıldırım geçen yılki performansı çok kötü iken aynı önemde bir maça neden tekrar atandı, yoksa geçen sene çok mu iyi yaptı? Fenerbahçe lehine 3 penaltıyı görmediği için mi ödüllendirildi? 

Bunun mantıklı bir açıklaması yok, üstelik o Bülent Yıldırım maçı lig tarihinde görülmemiş düzeyde taraflı yönetti. 

O zaman şu soruyu tüm spor kamuoyunun sorması lazım: Üst üste iki yıl şampiyonluk maçına performansı oldukça vasat olan hakem neden atanır? Üstelik iki maçta da son derece taraflı bir yönetim gösterdi. Ben bundan daha makul şüphe göremiyorum, Galatasaray-Beşiktaş maçına Bülent Yıldırım'ın neden ve nasıl atandığı, neler yaşandığı kamuoyuna açıklanmalıdır. 

Açıkcası bir insan olarak sahada gördüğüm şeyden çok üzüldüm. Çok kötü bir görüntü sergiledi hakem, sahada değildi ve ne yaptığını bilmiyor haldeydi, sinik, kontrolü kaybetmiş, adeta bedeni orada ama ruhu başka yerde gibiydi. 

Bülent Yıldırım'ın kötü hakem performansına rağmen son iki sezonun en önemli iki maçını neden yönettiği açıklanması gereken bir durum. 

Türk futbolu kokuşmuş durumda en başta da medya, maaşa bağlanmış bir medya çetesi adeta saha dışında Galatasaray'ı şampiyon yaptı. 

“Başakşehir iktidar tarafından şampiyon yapılacak” diye müthiş bir algı yarattılar ve bunu o kadar iyi yaptılar ki, bazı saf Fenerbahçeliler bile buna inandı. Başakşehir'in alın terini, emeğini utanmadan çaldılar. 

Kim tarafından destekleniyor olursa olsun o takım sahada alın teri akıttı ve bu çete bu alın terini kirletti, onlardan çaldı. Başakşehir'i kollanan takım ilan ederek hem diğer takımların gözünde çirkinleştirdiler hem de takımın mücadele gücünü ve azmini törpülediler. Saha sonuçlarına utanmazca çamur atılan futbolcular bir anda hayalete döndü; nasıl dönmesinler açık açık "Siz hırsızsınız" denildi ve tüm Türkiye her şey normalmiş gibi davrandı, aslında en büyük hırsız onlara kim hırsız dediyse odur.  

“Kollanan” Başakşehir son 4 maçta 10 puan kaybetti. Bu yalanları uyduran onursuz insanlar hiçbir şey olmamış gibi aramızda dolaşıyor, yüzümüze bakıp ahlaktan, onurdan temizlikten ve şikeden falan söz edebiliyorlar.     

Medya çetesi işini yarım bırakmaz çünkü dolgun maaşları vazgeçilmezdir, diğer yandan da "Galatasaray şampiyonluğu bırakmaz", "Galatasaray kesin şampiyon oldu" diye sahada olan her türlü yanlışı meşrulaştıran bir şehir efsanesi yarattılar ve şimdi amaçlarına ulaştılar. Artık zam ve prim istemek en büyük haklarıdır!

Benim anlamadığım, medya aracılığı ile yaratılan iktidar futbolu kontrol ediyor algısına, üstelik siyasi ortam bu kadar hareketli için iktidar neden karşı çıkmadı? Yaratılan bu algı nedeniyle iktidarın imajı yıpratılmadı mı? Bütün bunlar olup biterken ve yaşananlar en baştan beri iktidarı hedef alırken neden iktidar kendini savunmuyor ve bunların olmasına seyirci kalıyor anlamıyorum. 

Bu medya çetesi öyle bir durum yarattı ki; küme düşen iktidardan, başarısızlık iktidardan, başarı iktidardan bu algı yüzünden herkes sorumlu olarak iktidarı görecek. 

Sezon sonu Fenerbahçeliler diyecek ki, “Gördünüz mü yine Galatasaray şampiyon oldu hakemler bizi doğradı, iktidar bizi sevmiyor”. Bu kara propaganda yapılmışken  böyle düşünmeleri normal değil mi? Beşiktaşlılar böyle düşünseler kim haksız diyebilir?   

Sonuç; bu medya çetesi birden çok yerden maaş alıyor. Hangi kuruma bağlı oldukları tartışmalı, farklı kurumlarda da çalışarak tartışma ortamını ortadan kaldırıp, tek yanlı propagandalar organize ediliyor. Kimse "hayır" demesin aylardır "Başakşehir kollanıyor", "Galatasaray şampiyonluğu kimseye bırakmaz" gibi birbiri ile çelişkili iki argümanın tesadüf olması mümkün değil ama organize olması pekala mümkün. 

Basın ahlakına aykırı bu medya çetesi dağıtılmalı ve medya mensuplarının ya maaşlı ya da serbest ücret karşılığı haber veya yorum yapan hale getirilmesi sağlanmalı. Yani bir kurumun profesyonel elemanı olur, oradan maaş alır ya da X televizyon programa çağırır o programa katılır, parasını alır.  Bu şekilde hangisi maaş hangisi başka şey anlaşılmıyor...