Aşı ve gerçekler

Aşı ve gerçekler

8 Kasım 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa ülkelerini kızamık salgını tehdidine karşı uyarmaktadır. 2018 yılının ilk yarısında Avrupa'da 41 binden fazla kızamık vakası görüldü, 37 kişi hayatını kaybetti. 

Kızamık salgınına karşı en etkili yol 1960 yılından beri etkin bir şekilde kullanılan kızamık aşısıdır. Ancak ne yazık ki son birkaç yılda dünyada ciddi bir aşı karşıtı hareket belirdi. Öyle ki geçtiğimiz yıl Türkiye'de 23 bin ailenin çocuğuna aşı yaptırmayı reddettiği tespit edildi.  

Peki, aşı karşıtları haklı olabilir mi? Çocuğumuza aşı yaptırmak onları otistik yapabilir mi? Gerçekten aşılarda toksik maddeler var mı?  

Aşılar, başlangıçta çocuk ölümlerini azaltma aracı olarak önerilmiştir. 1796 yılında Jenner tarafından çiçek aşısının geliştirilmesiyle birlikte bugüne kadar  etkili bir biçimde beklentileri gerçekleştirmektedir.  

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre aşı ile önlenebilir altı hastalık (boğmaca, difteri, tetanos, kızamık, çocuk felci, verem) nedeniyle ortaya çıkan çocuk ölümlerinin sayısı 1989’da 5 milyon dolayında iken, bugün bu altı hastalıktan ölüm yılda yalnızca 100 bin dolayındadır. 

(DSÖ) Avrupa bölgesi aylık bildirim verilerinden elde edilen bilgilere göre, 2013 ve 2015 yıllarındaki kızamık salgınında hastalananların çoğu aşısız çocuklardır. DSÖ, kızamık aşısı yapılmadığında yılda 2,7 milyon çocuğun kızamık komplikasyonları nedeniyle öleceğini öngörmektedir.  

Sonuç olarak, birçok hastalığın ortadan kalkmasında ve yaşanan salgınların tekrarlanmamasında aşıların katkısı yadsınamaz ve bağışıklama en güçlü halk sağlığı girişimidir. Türk Tabipleri Birliği’ne göre toplum bağışıklığı, sağlığa ve iyilik haline tekil, bireyci, bencil, neoliberal bakış açısının karşısında, toplumsal dayanışmanın aşı üzerinden ete kemiğe bürünmesidir. 

Bununla birlikte, günümüzde  aşıların uygulanması konusunda toplumların tamamının güven, kabul ve kararlılık göstermediği bilinen bir gerçektir. Giderek artan ölçüde aşıların olası yan etkilerine ilişkin kaygıların yaygınlaştığı gözlemlenmektedir. Bu durum aşı reddi ve aşı karşıtlığı olarak isimlendirilen yaklaşımlarla yaşama yansımaktadır. Hatta birçok anne baba çocuklarına aşı yaptırmamak için yasal yollar araştırmaktadır. Bu kapsamda, kamuoyuna da yansıdığı üzere, anne-babalar tarafından çocuklarına aşı yaptırmamak için yapılan yerel mahkeme başvuruları, bunlara ilişkin yerel mahkemelerin aldıkları kararlar, Yargıtay içtihatları ve en son olarak da Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) aldığı karar ciddi tartışmalara yol açmaktadır.   

Aşılara güvenebilir miyiz?

Aşılar uygulanmadan önce yararlılık ve güvenlik incelemelerinden geçmektedir, uygulamaya geçiş sonrası da istenmeyen etkiler ve yan etkiler açısından sürekli olarak izlenmektedir. Yaratılan yanlış algılara karşın aşılar güvenli tıbbi ürünlerdir,  

SON SÖZ: 

Aşılama çalışmalarının en temel kavramı toplum bağışıklığı kavramıdır. Bulaşıcı hastalıklara karşı toplumun kritik bir orantısının aşılanması durumunda salgın çıkması olasılığı azaldığı için toplumun tüm üyeleri de korunmaktadır.