Artık 'evde kalmıyoruz'

Artık 'evde kalmıyoruz'

7 Temmuz 2020 Salı  |   Günlük

Aralık 2019'dan beri tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ülkeden ülkeye farklılık gösteren vaka sayılarıyla etkisini sürdürmeye devam ediyor. Son araştırmaya göre, Türkiye'de bir dönem çok yüksek olan "evde kalma" oranı yüzde beşe kadar düştü.

Türkiye'de ilk vakanın görülmesinden 4 Temmuz 2020'ye kadar olan süreçte toplam 3. 584. 066 test yapıldı. Toplam vaka sayısı 204.610 iken vefat edenlerin sayısı ise 5.206. Günümüze kadar iyileşen toplam hasta sayısı ise 179. 492 olarak tespit edildi.

NG Araştırma, normalleşme sürecinin başlamasıyla birlikte koronavirüs salgınının halk nezdinde yaşadığı değişimleri ve toplumda bıraktığı etkileri 4. araştırmasında analiz etti. Araştırma, 29 Haziran-2 Temmuz 2020 tarihleri arasında Türkiye genelinde 81 ilden 15 yaş üzeri 2025 kişinin katılımı ile online araştırma platformu benderimki.com üzerinde gerçekleşti.  

Koronavirüse yakalanmaktan korkuyor muyuz? 

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı vaka ve ölüm sayılarını her gün paylaşmaya devam ediyor. Peki, normalleşme sürecine geçildikten sonra görülen vaka sayılarındaki artış insanların koronavirüse yakalanmaktan korkma oranını etkiledi mi? 

Sson 3 araştırmada oranlar yaklaşık olarak aynı kaldı. Araştırmanın sonuçlarına göre her 5 kişiden 4'ü koronavirüse yakalanmaktan korktuğunu belirtti.  

Koronavirüs hakkında bilgi sahibi olduğunu belirten kişilerin oranı da değişiklik göstermedi. İlginç noktalardan biri %3 de olsa bir kesimin koronavirüse ilişkin halen yeterli bilgiye sahip olmadığını belirtmesi oldu. 

Koronavirüs ülkemiz için tehdit mi? 

1 Haziran'da uygulanmaya başlanan normalleşme süreci, öncesi ve sonrasıyla insanların hayatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Normalleşme sürecine geçildikten sonraki sonuçlara baktığımızda her 10 kişiden yaklaşık 9'u koronavirüsü ülkemiz için tehdit olarak görüyor.  

Koronavirüs ne zaman kontrol altına alınabilir? 

Hepimizin aklında bu salgının ne zaman kontrol altına alınabileceği ve normal hayatlarımıza geri döneceğimiz var. 

Son 2 ayda geçen süre bu konudaki beklentilerde ciddi farklılıklar oluşturdu. Bir aydan kısa sürede koronavirüsün kontrol altına alınacağını düşünenlerin oranı son 2 ay içinde yaklaşık olarak aynı kaldı. En belirgin fark salgının birkaç ay içinde kontrol altına alınacağını düşünenlerin, ağırlıklı olarak 6 aydan daha uzun bir süreye kayması oldu. Son durumda katılımcıların yarısından fazlası salgının kontrol altına alınabileceği sürenin 6 aydan daha uzun olduğunu düşünüyor. 

Önlemler ve test sayıları yeterli mi? 

30 Nisan'daki araştırmada iyimsere giden bir tablo varken son araştırmada bu tablo tersine dönmüş görünüyor. Normalleşme süreciyle beraber çoğunluk yeterli önlemlerin alınmadığı yönünde görüş değiştirmiş durumda. Bu duruma paralel bir değişim de yapılan test sayılarının yeterliliği ile ilgili. Bir önceki araştırmada test sayısını yeterli bulanların oranı %49 iken son durumda bu sayı %38'e düşmüş durumda. 

Koronavirüse karşı yapılan tedaviler yeterli mi?

Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı ülkemizdeki tedavilerin yeterli olduğunu düşünüyor.  

'Evde Kal' uyarısını ne kadar uyguladık? 

Normalleşme süreciyle beraber evde kalanların sayısı ciddi oranlarda değişti. Sokağa çıkma yasaklarının kalkmasıyla beraber hiç evden çıkmayanların oranı %25'ten %5'e geriledi.  

İş yerlerinin tekrar açılmaya başlaması ve evden çalışma uygulamalarının azaltılmasıyla beraber iş nedeniyle evden çıkmak zorunda olanların sayısı 2 katına çıktı ve %28'e ulaştı. Önceki araştırmada normal gündelik hayatına devam edenlerin oranı %0,5 iken normalleşme süreciyle beraber bu oran %6 oldu. 

Sokağa çıkma yasağı dönmeli mi? 

Koronavirüsün bulaşıcılığı oldukça yüksek olduğu için geçmişte uygulanan sokağa çıkma yasağı vaka sayılarının artışını önlemede etkinlik göstermişti. Normalleşme süreciyle beraber sokağa çıkma yasaklarının kademeli olarak kalkması, vaka sayılarının artmasını etkiledi. Peki, halkımız bu değişen karar hakkında ne düşünüyor? 

Hafta sonu sokağa çıkma yasağına yaklaşımda çok büyük farklılıklar oldu. 30 Nisan'daki araştırmada yasağı destekleyenlerin oranını %83 iken, bu araştırmada oranın %43'e düştüğünü görüyoruz. Kararsızların oranı ise 2 katından daha fazla arttı.  

Genel sokağa çıkma yasağına desteğin zaman geçtikçe azaldığını görüyoruz. Son araştırmaya göre genel sokağa çıkma yasağını destekleyenlerin oranı 2 kişiden 1'inden az fazla. 

Kurban Bayramı'nda sokağa çıkma yasağı olmalı mı?

Her 2 kişiden 1'i Kurban Bayramı'nda kimseyi ziyaret etmeyeceğini belirtirken her zamanki ziyaretlerini yapacağını belirtenlerin oranı 25 kişide 1 olarak çıktı. Sadece en yakınlarını ziyaret edeceklerin oranı ise yaklaşık olarak her 5 kişiden 2'si. Ramazan Bayramı'na ilişkin araştırma sonuçlarına kıyasla ziyaret gerçekleştirmeyi düşünenlerin genel oranında bir artış gözlemleniyor.  

Şirketler hangi önlemleri almalı? 

Normalleşme sürecinde işe fiziksel olarak dönüş oranlarının artmasıyla birlikte, insanların beklentileri açısından şirketlerin alması gereken önlemlerin neler olması gerektiğini soruldu. 

Sonuçlar şöyle oldu: 

• Dezenfektan, kolonya gibi malzemelerin kullandırılması : %86  

• Maske takılması : %84 

• Her gün ateş ölçülmesi : %80 

• Haftanın bazı günleri evden çalışma seçeneği : %58  

• Çalışma saatlerinin trafiğin yoğun olmadığı saatlere göre düzenlenmesi : %52 

• Sürekli evden çalışma seçeneği : %32 

Maske kullanımına bakışımız nasıl? 

Koronavirüs salgınında önerilen önlemlerin başında gelenlerden biri maske takmak. Maske takıldığında salgının yayılma hızının azalacağı uzmanlar arasındaki genel kanı. 

Maske takma zorunluluğu %86 oranında destek gördü. Araştırma sonuçlarına göre toplum genelinde benimsenen bir uygulama olduğu görülüyor.

(NG Araştırma)