Arena'da 'sessiz' gece

Arena'da 'sessiz' gece

27 Eylül 2020 Pazar  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Türkiye’de her sene milyonların izlediği, nefeslerin tutulduğu, iki takım taraftarı olmayan insanların dahi sonucunu merakla beklediği, dünyanın en iyi derbilerinden biri gösterilen Galatasaray-Fenerbahçe maçından bu sene de gol sesi çıkmadı. İşin ilginç tarafı, son yıllarda Türk Telekom Arena’da oynanan maçlarda gol sesi çıkmıyor. Oyunun sıkıcı olmasının bir başka nedeni de pandemi dolayısıyla seyircisiz oynanmasıydı. Oyunun temposunu maalesef çok etkiledi. Henüz ligin üçüncü haftasındayız, iki takımın da kaybettiği bir şey yok.

Maça her iki takım da hemen hemen beklediğim dizilişlerle sahaya çıktılar. Galatasaray’a baktığımız zaman, üç gün önce oynanan bir Avrupa maçı var. Bu tempoda uzun süre maç çıkarabilmek kolay değil. Hajduk maçında ikinci yarı vites artıran Galatasaray, maçın yorgunluğunu üstünden atamamış. Maçı izlerken bunu net bir şekilde gördük. Sezon başından beri sarı- kırmızılıların hızlı, dikine oyun temposu yoktu. Yorgunluğun da çok büyük etkisi var. Sarı-kırmızılılar hala eksik bir kadroya sahip olduğu için kondisyon olarak çok eksik bir Galatasaray vardı sahada.

Taylan Antalyalı sezona çok iyi başlamış olsa da Fatih Hoca oynatacak oyuncu olmadığından belli bir sistemle sahaya çıkmak zorunda kalıyor. Dönem dönem oyuna ortak olmaya çalışan genç orta saha, tempoyu kaldıramadığından maç boyunca çok fazla pas hatası yaptı. Bununla beraber verdiği mücadele ise takdir edilesi. Maça,  Donk-Ömer-Etebo ile başlanmış olsa Galatasaray için farklı şeyler konuşuyor olabilirdik.

İlk yarıya tutuk başlayan Galatasaray, ilk çeyrekte oyunu oturtmakta bir hayli zorlanırken, yarı boyunca oyununun temposunu hiç artıramadı. İlk yarının sonlarına doğru olağan temposuna dönen Terim ve öğrencileri birkaç pozisyon ile yarı boyunca oynanan oyuna renk katsa da, maçın adamı seçilen Altay Bayındır’ı geçemedi. Martin Linnes ve Arda Turan ile gole yaklaşan sarı- kırmızılılara başarılı file bekçisi geçit vermedi. Pozisyon üretmekte zorlanan bir Galatasaray vardı sahada. Bir türlü oyununun kilidini açamadılar. Önceden de belirttiğim gibi, Galatasaray’a çok net iki tane orta saha gerekiyor. Bu kadro ile mümkün değil bu kadar maç oynanmaz. Orta saha pozisyonunda Belhanda kötü oynarsa, Taylan form tutmazsa kimi koyacaksınız? Etebo sakatlanırsa kim ile dolduracaksınız… Donk ile de bir yere kadar. İkinci yarının başına da ilk yarının kopyası şeklinde başlayan Galatasaray, topu üçüncü bölgeye taşıyamayınca pozisyon açısından kısır bir maç izledik. Sezonun en kötü maçını oynayan Galatasaray, bana pandemi sonrası takımını hatırlattı. Cimbom, Fenerbahçe’nin ön alanda yaptığı baskıya yanıt veremedi. Bununla beraber, Terim’in yaptığı değişikliklerde Arda yerine Taylan mı çıkmalıydı, diye düşünmeden edemiyorum. Açıkçası Diagne-Falcao ikilisi ile beraber Galatasaray’ın pozisyon üretmeye çalışacağını düşünmüştüm ama olmadı. Sarı- kırmızılılar üç haftada yedi puana ulaşmış durumda, Önlerinde Glasgow Rangers maçı var, bakalım neler olacak? Yönetimin transfer olayını bir an önce çözüme ulaştırması gerekiyor, aksi takdirde geçen sezon yaşanılan sıkıntılar yaşanacak.

Fenerbahçe, geçen hafta kendi evinde Hatayspor’a kaybettiği iki puandan sonra tüm dikkatini bu maça verdi. Akıllardaki tek hedef bu deplasmandan galibiyet ile dönüp hem taraftara bir hediye vermek hem de mental olarak toparlanmaktı.  

Maça baktığımızda, ideale en yakın kadroyla sahada olan Erol Bulut ve öğrencileri, ilk yirmi dakikaya bir hayli istekli, iştahlı başladı. Defans hattını oturtan Erol Hoca dersine iyi çalışmış. Ön alanda yaptığı baskı ile Terim’in "gegenpress" sistemini eriten tecrübeli hoca, oyunun kontrolünü ele almak isteyince, ilk yarıda pozisyon üretmekte çok zorlandı. Fenerbahçe bu sezonki en derli toplu görüntüsü ile sahadaydı. Erol Bulut gittiği her takımda takımın durumuna göre sistem ve taktik belirleyen, takımını rakibe göre hazırlayan bir teknik adam. Pazar akşamı çıkan kadroyu görünce Deniz Türüç tercihi beni epey şaşırttı. Üçüncü bölgede Tiam-Valencia-Samatta’yı bekliyordum.

Yarı boyunca uzun top ve kontra atak ve duran toplarla etkili olmak istedi ama başaramadı. Bu maç nezdinde olmasa da Fenerbahçe, gelecek adına umut veren bir oyun oynadı. İlerleyen haftalarda daha farklı bir Fenerbahçe izleyeceğimiz aşikâr. Savunma olarak takım oturmuş, biraz daha farklı hücum planlaması gerekiyor. Büyük takımda hocalık yapıyorsanız, derbilerde başarılı olamazsanız ligi nerede bitirdiğiniz bir önemi yoktur. Fatura size kesilir. Erol Hoca ilk sınavını geçti diyebiliriz.

Eleştirilecek konulardan bir tanesi de, savunma güvenliğinin çok fazla düşünülmüş olması. Bir ikincisi ise Ferdi Kadıoğlu-Deniz Türüç değişikliğinin dakikası… Kadığolu, ikinci yarının başında oyuna dâhil olmuş olsa, farklı şeyler konuşabilirdik. On dakika oyunda kalmasına rağmen Luyindama’yı epey zorladı. Bununla beraber, Fenerbahçe’nin mevcut kadrosu böyle bir maçı tek isabetli şutla tamamlayamaz, tamamlamamalı. Sahada yorgun, pasif bir Galatasaray’a bile sıkıntı verememek düşündürücü. Erol Hoca eline geçen bu büyük fırsatı iyi değerlendirmeli. Bu maç sabaha kadar oynansa Fenerbahçe topa sahip olur, fakat gol atamazdı. Henüz ligin başı, bu tarz kayıplar son haftalarda birçok şeyi aratabiliyor. Sizce Erol Bulut neleri değiştirebilecek?
 

Etiketler:  Futbol