Amerikan düellosu

Amerikan düellosu

19 Kasım 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

İnan Özbek

ABD'li kimi gençlerin oynadıkları bir oyun olan Amerikan düellosu; son hızla birbirlerine doğru sürülen iki araçtaki sürücülerden her birinin, ötekinin her an direksiyonu kıracağını düşünerek sürmeye devam etmesi, tehlike çok yaklaşınca yani çarpışmaya saniyeler kala direksiyonu kırması şeklinde oynanan bir oyuna verilen addır. 

Ülkemizin son yıllarda, küresel ekonomik sistemin amentüsü sayılan serbest piyasacı ekonomik politikalarla çelişen uygulamaları ve bunda giderek tıpkı bir Amerikan düellosunu andıran ısrarı son bulmuş ve tehlikenin çok yaklaştığını gören siyasal iktidar hızla direksiyonu kırmış gözükmektedir. 

Anlaşılan o ki, ülkemiz bu kez oyunu kuralına göre oynamak üzere ekonomik kartları yeniden karmaktadır. 

Peki ülke yönetimi son yıllarda neden küresel ekonominin kurallarını zorlayan ve risk alan bir tutum sergilemişti acaba? 

Bu soru, kısa dönemli ekonomik gelişmeler ve faiz hadleri, döviz kurları, enflasyon oranları gibi makro ekonomik göstergelerle cevaplanması mümkün olmayan, çok daha derinlemesine düşünmemizi gerektiren bir sorudur. 

Uzun süre önce Batı sistemine siyasi ve ekonomik açılardan entegre olmuş ancak bu birliktelikte hiçbir zaman eşit bir ortak olamamış; hep küçük, zayıf, sürekli borçlanan ve edilgen konumdaki bir partner olarak dişe dokunur bir biçimde ilerleyememiş bir ülkenin haklı bir itirazıdır aslında. 

1990’lı yıllardan itibaren baş göstermiş ve günümüzde tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmiş bulunan; büyük ülkelerin lehine işlerken, zayıf ülkeler açısından sürekli zarar yazan küresel ekonomik sisteme karşı ülkemizin bir duruşu olarak da alınabilir. 

Ancak gelin görün ki, iktidarın "Gulliver Sendromu"na yakalanmışçasına, aşırı bir öz güvenle ve gücünü olduğundan fazla tahmin ederek giriştiği bu mücadelede, küresel ekonominin kaya gibi katı kuralları işlemiş, maddi güç konuşmuştu. 

Haklı olarak kafasını kaldırmış bulunan ülkemiz, ekonomik gücünün sınırlılığı; dışa açık ve borçlu bir ülke oluşu; ayrıca sistemin bir aktörü olarak bu yapı içerisinde kalarak zekice ve planlı bir şekilde ilerlemeye çalışmak yerine, küresel ekonomik düzeni doğrudan karşısına almak gibi bariz yöntem yanlışlarından ötürü şimdilik başarısız olmuş ve nefesini tüketmiş gözükmektedir.   

Anadolu’da bir söz vardır: “Güçlü arsız olunca haklı da haksız olur” derler. Ülkemiz ekonomik özerklik mücadelesinde haklıdır ancak ne yazık ki haklı olmak yetmemektedir. 

Her daim bir ütopya kadar ulaşılmaz olmuş adalet kavramı uluslararası ilişkilerde daha da ulaşılmazdır. Bu dünyada güçlü olan her zaman haklıdır; güç ile hak yer değiştirmiş durumdadır, “hukuk güçlünün fahişesidir” sözünü doğrularcasına adalet her an iğfal edilir. 

Adeta modern bir emperyalizm halini almış bulunan küresel ekonomik sistemin, Tolstoy’un başka bir bağlamda söylediği ancak vaziyeti mükemmelen anlatan sözleriyle “ kılıçsız zapt edip ipsiz bağladığı” ülkeleri ve bu arada bizi oldukça zor günlerin beklediği su götürmez bir gerçektir.:

Not: Fotoğraf temsilidir.

Etiketler:  Ekonomi