'Aman petrol, canım petrol!'

'Aman petrol, canım petrol!'

27 Temmuz 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Yusuf Bektaş

1980 yılında Hollanda’da düzenlenen Eurovision yarışmasında ülkemizi Ajda Pekkan temsil etmişti. Birçoğunuzun bildiği gibi başlıktaki cümle, Ajda Pekkan’ın ‘’Petrol’’ şarkısının nakarat sözleri.

1970’li yıllardan itibaren teknolojik gelişmelere paralel olarak petrol kullanımını gerektiren ulaşım araçlarının üretiminde ciddi artışlar olmuştu. 

Zengin petrol yataklarına sahip ülkeler sıfır yatırımla devasa paralar kazanmaya başlamıştı. 

Ajda Pekkan o dönem bu şarkıyı yazmış ve petrolün ne kadar değerli hale geldiğini biraz nükte ile tüm dünyaya açıklamaya çalışmıştı. 

Günümüzde bazı ülkeler tabiri caizse halen ‘’Aman petrol, canım petrol’’ demeye devam ediyor. 

Bu ülkelerin başında da Rusya geliyor. 

Rusya, 2019 yılında yaklaşık 90 milyon ton petrol üretimi ile 129 milyar dolar gelir elde etmişti. 

Dikkat edin 129 ‘’milyar’’ dolar, milyon değil. 

Bu rakamın büyüklüğünü ülkemizde çok konuşulan proje örnekleriyle anlamaya çalışalım. 

Ulaştırma Bakanlığının verilerine göre İstanbul Havalimanı’nın maliyeti yaklaşık 11 milyar dolar. 

İki kıtayı birbirine bağlayan Yavuz Sultan Selim Köprüsünün maliyeti 2.3 milyar dolar. 

Birçok konuda övünülen ve yurt dışına ihracatı planlanan Altay tankının birim maliyeti 16 milyon dolar. 

Büyük bir devlet 500 adet Altay tankı sipariş verse toplam gelir maksimum 7 milyar dolar olacak. 

Ruslar sadece 1 yılda petrolden ne kadar gelir elde ediyor demiştik? 

129 milyar dolar. 

Yani, 

Rusya sadece ‘’1 yıllık’’ petrol geliri ile, 1’er tanesi bile ekonomimizi ciddi zorlayacağı iddia edilen, 

56 tane Yavuz Sultan Selim köprüsü ve 12 tane İstanbul Havalimanı yapabiliyor. 

Aynı zamanda 9.200 tane Altay tankı satın alabiliyor. 

Biz yurt dışına satmak bir yana, çok ciddi paraları gözden çıkararak ülke içi petrol ihtiyacımızın %90’ını yurt dışından gideriyoruz. 

Doğal kaynak açısından son derece şanssız olmamıza rağmen böyle bir durumda isek, Türkiye’nin gerçekten potansiyelli bir ülke olduğunu söyleyebiliriz. 

Rusya kadar zengin petrol kaynaklarına sahip olsaydık neler olurdu kim bilir? 

Ancak Rusya’nın petrolü sonsuz mu? 

Ya bir gün biterse? 

Ya da talep azalırsa? 

Örneğin elektrikli araçlar hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor.  

Mesela Euronews’un haberine göre Avrupa’nın en zengin ülkelerinden birisi olan Norveç’te 2019 yılında satılan 10 araçtan 4’ü elektrikli idi ve her yıl bu oran artıyor. 

Petrol bitmese bile 20 yıl sonra dünyanın petrole olan bağımlılığının bugün gibi olmayacağı çok açık. 

Başta Rusya olmak üzere Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerin ekonomileri büyük ölçüde doğal kaynaklara bağlı olduğu için, yeni alternatifler bulamamaları halinde çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilirler. 

Küresel güçten, bölgesel güce dönüşebilirler. 

Hatta güçlü iken problem yaşadığı ve üstünlük sağladığı ülkeler petrol, doğal gaz para etmemeye başlayınca eski defterleri tekrar karıştırmak isteyebilir. 

Rusya bugünkü gücünü korumak istiyorsa birçok konuda üretimini ve gelirini artırmalıdır. 

Avrupa ve ABD’nin yaptığı gibi küresel otomobil, telefon markaları çıkarabilirler. 

Tüm dünyanın satın almak isteyeceği yeni yazılımlar, programlar üretebilirler. 

Kış turizmi olarak çeşitli projelerle Rusya’yı merkez yapmaya çalışabilirler. 

Güney bölgelerinde sistematik tarım üretimi yapacak alanlar oluşturarak sebze meyve ithalatını azaltabilirler. 

Ancak Ruslar bu tür çabalar içinde mi gözüküyor? 

Bence hayır. 

Ruslar da bu durumun ciddiyetini petrol bitince belki anlarlar. 

Ama o zaman da geç olabilir…

Etiketler:  Yusuf Bektaş Rusya