Ali Koç'a saldırmak

Ali Koç'a saldırmak

16 Ağustos 2019 Cuma  |   Mentor

Kulüplerin mali tabloları yayınlandı ya, sosyal medyada bilançolar üzerinden şöhret meraklısı insanların prim ve isim yapma çabası zirvede. 

Bir takım rakamları toplayıp çıkarıp mali tablo okuduklarını sanıyorlar. 

Herkesin mesleğine saygım var ama herkes kendi işini yapsın. Muhasebecilik ayrı, finans uzmanlığı ayrı kavramlardır. Muhasebeci kayıt tutar ve mesleği geçmişi kayıt altına almaktır, Finans uzmanı ise o kayıtlardan bugünü ve geleceği yorumlar. Biri geçmiş, diğeri gelecektir.  

Ayrıca mali tablo okumak bir bilgi birikiminden çok tecrübeye dayalı bir sanattır ve çok uzun zaman ister. Türkiye'de bankacılık sisteminde çalışan insan sayısı yaklaşık 200 bin kişi ama finans uzmanlığına sahip insan sayısı iki bini geçmez. Öyle sosyal medyada kimsenin hakim olmadığı konularda atıp tutmakla veya kendine unvanlar yakıştırıp kendini "futbol ekonomisi uzmanı" ilan etmekle falan bu işler olmaz. 

Neyse, niye yazdım bunları çünkü yukarıda anlatılan cehalet “borcu çok” diye Fenerbahçe'yi mali durumu en kötü kulüp olarak lanse ediyor, ben de “hadi oradan” diyorum. 

Gelirlerden başlayalım... 

Uzun süredir devam eden sportif başarısızlığa rağmen spor kulüplerinin temel gelir kaynağı sayılan mağazacılık, bilet ve kombine gelirleri, sponsorluk ve isim hakları gibi gelirlerde Fenerbahçe açık ara önde. Yani istikrarlı gelir yaratabiliyor. Ayrıca “FenerOl”'dan yaratılan kaynak da bu sene rakamlarının içinde yok. Galatasaray tamamen Şampiyonlar Ligi gelirine bağlı, o gelirden mahrum kaldığı ilk yıl aynı Beşiktaş gibi finansal olarak çok zorlanacak. 

Fenerbahçe'nin mali durumunun iyi olduğunu teyit eden somut göstergeler var; 

Mesela Fenerbahçe rakiplerinden çok daha ucuza borçlanıyor. Çok ciddi bir fark var, öyle az buz değil. Ben Galatasaraylı ve Beşiktaşlı dostların yerine olsam kulüp yönetimlerine şunu sorardım: Siz neden finansman giderlerini Fenerbahçe'nin açıkladığı gibi faiz gideri + faktoring gideri +komisyon gideri olarak açıklamıyorsunuz da topluca açıklıyorsunuz? Sorun bunu sizi yöneten insanlara, cevabı beğenmeyeceğinizi düşünüyorum. 

Geçen dönemde biliyorsunuz finansal piyasalar çok fırtınalı idi ve bankalar kredi vermeyi tercih etmiyordu ve mevcut kredileri de yenilemeleri gerekirse TL ile yeniliyorlardı. Bunun iki sakıncası vardı futbol kulüpleri için; TL maliyetler çok yüksekti ve kurların çok yüksek olduğu bir ortamda TL'ye dönmek kur farkı zararını realize etmenize ve kur düştüğünde borcunuzun azalmasına engel olurdu. 

İşte Galatasaray ve Beşiktaş güçlü olmadıkları için TL borçlanmışlar, oysa Fenerbahçe döviz borçlanmaya devam edebilmiş, bunda Ali Koç'un sağladığı olanaklar inkar edilemez sanırım. Avro kuru 6.5966'dan 6.1620'ye dolar kuru ise 5.9235'den 5.5500'e düşmüş. Yani Fenerbahçe'nin borcu % 7 azalmış yaklaşık 150 milyon TL, diğerleri ise TL. borçlanmak zorunda kaldıkları için bu olanaktan yararlanamamış. 

Dahası var, o günkü TL borçlanma oranları ile bugün oranlar arasında neredeyse iki kat fark var, yani Fenerbahçe neredeyse 150-200 milyon TL de oradan kar etmiş. 

Zaten bildiğiniz gibi Galatasaray ve Beşiktaş bankalar ile olan anlaşmanın üzerine atlarken Fenerbahçe hala anlaşma imzalamadı. Aslında kamuoyunda bilinenin aksine anlaşma şöyle işliyor: Alacaklı bankalar ile kulüpler masaya oturuyor ve Bankalar Birliği de siyasi iradeyi temsilen aracılık ediyor. Temelde yapılan şey bankalar ile kulüplerin pazarlık etmesi, temel itici güç ise siyasi iradenin bu yönde belirmesi ama detaylara kimse karışmıyor. Yani gücü olan bankalarla pazarlık ediyor, olmayan imzayı basıyor. 

Bence Fenerbahçe pazarlık ediyor çünkü bir defasında başkan yurt dışından borçlanma olanağı bulduklarını ama bankalar ile olan gelişmeyi bekleyeceklerini söylemişti. Eğer makul şartlarla bir anlaşma olmazsa yurt dışına dönme şansı var Fenerbahçe'nin; gördüğüm kadarı ile diğer kulüpler bu olanaktan mahrumdu. 

UEFA anlaşması açısından da bir sorun yok, 15 Ekim 2019 kadar süre var, yok eğer o da olmazsa bir milyon avro daha ceza ödeyip istediği kadar süreyi uzatabilir. 

Gördüğünüz gibi Fenerbahçe'nin mali durumunun diğer kulüplere göre daha iyi olduğu ortada. Zaten bunun somut sonuçları var: Fenerbahçe basketbola 30 milyon avro harcarken diğerleri oyuncu ücretlerini ödeyemiyor. 

Ancak bu durum tamamen Ali Koç'un sayesinde, göreve geldiğinden beri hem bağış hem de sponsorluk yoluyla sağladığı para 500 milyon TL'yi geçti, ayrıca sağladığı finansal olanaklar ve itibar ile sağladığı katkı 500 milyon TL olmuştur, kısacası 1 yılda 1 milyar TL. katkı sağlamış. 

Her Fenerbahçeli Koç'a büyük minnet duymalı ve onu el üstünde tutmalı. 

Ancak sportif olarak çok iyi durumda değil maalesef. Geçen sene malum, bu sene de hem takımın eksikleri devam ediyor hem de transferler kampa yetişmedi.  Kuruşun hesabını yapmasına saygı duyuyorum ama bu konuda çok ciddi gelişme alanı var. 

Hiç lafı uzatmayı sevmem Ali Koç Fenerbahçe'yi ipten aldı ve şu anda alternatifi görünmüyor. Koç'un yanında görünüp sonra da arkasından QTM ile iş pişirip mali durum düzeltikten sonra onu devirip "Fenerbahçe'nin rantını yeriz" diye düşünenler hiç boşuna heveslenmesin.  

Şu anda Koç'u yıkacak tek dinamik taraftar, onlara da şöyle bir uyarı yapayım; şu an Ali Koç'a saldırmak Fenerbahçe'yi yok etmek olur. Fenerbahçe'ye yılda 1 milyar TL katkı yapma gücü olan ve bizim gibi taraftar ruhu taşıyan ikinci insan yok. 

Amacım bir Ali Koç miti yaratmak veya "Ali Koç kesinlikle alternatifsizdir" demek değil, sadece durum tespiti yapıyorum. 

Elbette eleştiri başka şey, ben de eleştiriyorum, sportif başarısızlığı da açıkça yazdım ama yıkıcı faaliyetler Başkan’a değil Fenerbahçe'ye saldırı olur.