Akıntıya kapılan kulüp

Akıntıya kapılan kulüp

4 Temmuz 2019 Perşembe  |   Mentor

Hangi birini yazayım, Fenerbahçe'nin derdi çok; Turkcell BİPSpor'dan başlayalım... Bu platformun yegane görevi Fenerbahçe'ye hakaret etmek. Kimi Fenerbahçe taraftarına Obradovic'in muzunu yedirtiyor, kimisi Fenerbahçe Başkanı'na "geri zekalı" diyor ya da koro halinde Galatasaray’ın menfaatlerine sahip çıkıyorlar ama asıl ortak noktaları bu değil. Hepsinin ortak noktası 3 Temmuz’da Fenerbahçe'ye karşı düzenlenen medya kampanyasının paydaşları olması. 

"Ayıp ediyorsun" diyorlarsa Fetö’nün oturtma, uydurma, sahte tapeleri ve delilleri ile Fetö örgütüne 700 bin dolar himmet ödeyen kulüpler varken Fenerbahçe'ye “şike yaptı” diyenler utansın. Ben demiyorum, devletin savcıları diyor. Arada Fenerbahçe'ye küfür etme işini kenara bırakıp gazetecilik yapmak isterseniz diye tüyo vereyim ama küfretmenin hem getirisi iyi, hem kolay hem de korkmaya gerek yok değil mi? Konu Fenerbahçe olunca normalde inanılmaz paralar ödeyeceğiniz küfürler cezasız kalır. 

Bir de şu CAS ve UEFA yalanı var... Yalan ki nasıl yalan, efendim Fenerbahçe şike yapmışmış CAS, UEFA karar vermişmiş. Bu kadar arsızca ve utanmazca yalan duymadım yaşamımda...  Hiçbir Fenerbahçe yöneticisi UEFA'dan ceza almadı. Fenerbahçe bir süt zerresi kadar tertemiz. Bu hukuki saçmalığı şöyle gündelik dile aktarabilirim; 

- Birisi diyor ki: Bana tecavüz edildi.. 

- Hakim soruyor: Kim tecavüz etti? 

- Mağdur: Alışveriş merkezi Hakim bey. 

Tabii, doğal olarak hakim müştekiyi doğrudan akıl hastanesine gönderiyor!

Gülmeyin, Fenerbahçe şike yaptı diyenlerin argümanı bu; sanırım Şükrü Saraçoğlu yaptı sanıyorlar ya da belki Samandıra, belki de takım otobüsü yapmıştır ama UEFA diyor ki KİMSE ŞİKE YAPMADI.  

Dahası var. UEFA ve CAS Fenerbahçe davasında olasılıklar dengesi delil standardını kullandı ki kullanamaz (balance of probabilities) Oysa şüpheye yer bırakmayan (beyond the reasonable doubt) delil standardını kullanmalıydı. UEFA ve CAS tarihinde Fenerbahçe davası haricinde bu delil standardının kullanıldığı başka dava yok. Zaten bu yüzden bir daha Fenerbahçe yöneticilerine ceza veremediler. 

Bu olasılıklar delil standardı ne anlama geliyor onu da açıklayayım: % 50.000000000000000000000000001 suçlu, 49.99999999999999999 suçsuz. Normalde bu standart basit borç alacak ve ticari davalarda falan kullanılıyor çünkü suç veya suçluyu tespit etmeye uygun değil, haksızlık neredeyse kaçınılmaz ama UEFA ve CAS o kadar çürümüş kurumlar ki ne itelesen gidiyor. 

Peki UEFA niye böyle düşmanca davrandı ve niye daha baştan cezayı hazırlamıştı? 

Çok basit, sattılar. 

UEFA'nın değiştirip Fenerbahçe dosyasına atadığı Müfettiş Palacios, Gorka Villar'ın sahibi olduğu avukatlık bürosunda çalışıyordu. Gorka Villar'ın babası o dönem UEFA’nın asbaşkanı olan Angel Maria Villar idi; oğul parayı aldı baba işi halletti. Delil mi diyorsunuz? Hemen söyleyeyim baba-oğul İspanya'da spor dünyasındaki güçlerini kişisel çıkar sağlamak için kullanmak ve rüşvet almak suçlarından yargılanıyor. 

Bakın bu İspanya çok ilginç çünkü Trabzonspor'dan 700 bin dolar himmet parası alan Fetöcü avukatlar sürekli İspanya ile konuşuyormuş. Ben demiyorum, devletin savcısı kumpas iddianamesine yazmış. 

Gelelim, Fenerbahçe'ye... Fetö'ye boyun eğdiren ve sonsuza kadar gurur duyulacak bir kahramanlık hikayesini yaratan kahraman camia, Türk futbolunun şu an içinde bulunduğu çürüme ve kirlenmeye karşı çıkabilecek tek bağımsız STK'sı paramparça, hiçbir konuda gündemi kontrol edemiyor. Etkinliği yok. 

Fenerbahçe ya buna bir çözüm bulacak ya da diğerleri gibi siyasetin oyuncağı olacak, "dijital uygulama" adı altında medyayı besleyecek.