Ah şu 'biz'

Ah şu 'biz'

14 Mart 2019 Perşembe  |   Mentor

İnsanların devletin bankacılık yapmasından kaynaklanan kayırmalardan şikayetçi olup aynı zamanda devlet bankalarının satılmasına muhalefet etmesi sanırım ancak bizim gibi fikri ve felsefi yanı gelişmemiş toplumlarda olur... 

Bu çelişkiyi "Onun doğrusu doğru bile olsa benim için yanlıştır veya bankalar dursun ben iktidar olursam bana da lazım" anlayışı dışında bir anlayışla açıklamanın olanağı yok. Doğru ve ideal olanla ilgisi yok bu tavrın. 

Bu ülkedeki en büyük problemlerden biri, herkesin kendi doğrusunun olması ve birey olarak insanların politik bakış açılarından, önyargılarından, duygularından bağımsız karar verme, hatta bu şekilde düşünme yeteneğinin olmamasıdır. 

En acı olanı da bunu daha fazla yapanların "eğitimli" olduklarını düşünen insanlar tarafından en bağnaz şekliyle uygulanıyor olmasıdır. 

Diploma sahibi olmanın "eğitimli" olmak olmadığını gösteren en önemli örneklerden biridir. 

Öz güven, öz saygı, merhamet, sevgi, doğa, yardımlaşma, empati, vicdan, dürüstlük, ve paylaşma, bunlar okulda öğretilmiyor. 

Bu duygulara sahip çocuklar onların tercihlerine saygı duyup onları destekleyen, onlara birey olarak saygı duyan ve ne olduklarından bağımsız nasıl insanlar olduklarına saygı duyan aile ve toplumlarda yetişiyor. 

“Senin aklın ermez…” diyen bir ailede, başka çaresi olmadığı için öğretmen olan eğitimcilerle (bunu öğretmenlik gibi bir yüce mesleği hırpalamak için söylemiyorum ama toplumdaki gençlerin ilk tercihlerinin öğretmenlik olmadığını biliyoruz, oysa ilk tercih olmalı) sınıfta bir iki kişi dışında diğer öğrencilerin işe yaramaz olduğunu düşünen eğitim sisteminde, para kazanmayan herkesin değersiz olduğunu düşünen bir toplumda böyle insanlar yetiştiremezsiniz. 

Böyle toplumda "başarıya" ulaşmış çoğu insan kötü insan olur ve diğerlerinin çöp olduğunu düşünmeye başlar sonuç, birbirimizden nefret ederiz, bilgiye ve çalışkanlığa saygı duymayız, kamplaşırız, kendimizden başka kimseyi sevmeyiz. 

Futbolda rakibimize küfreder, siyasal rakibimiz olan herkesi kötü ilan eder, trafikte 2 saniye için insanların canına kastedecek kadar duyarsızlaşırız. 

Yaratıcılık ölür, para ve köşe dönme yıldızlaşır. 

Bunu değiştirecek bir toplum yaratmak için bugün başlasan en az 100 yıl gerekir. 

Kısacası; dostlar önce iğneyi kendimize geldiğimiz noktada hiçbirimiz masum değiliz. 

Bireysel olarak yapabileceğiniz en iyi şey çocuklarınızı sevmek, onlara değer verip güvenmek ve tercihlerine saygı duymaktır. 

Çocuğuna maddi olarak her türlü olanağı vermek onu sevmek değildir, onu sevmek onunla birlikte zaman geçirip onun tercihlerine saygı duymaktır, hatalarına da başarılarına saygı duyduğumuz kadar saygı duymaktır. Onu kurstan kursa taşımak onu sevmek değildir, onu sevmek yatarken acaba uyudu mu mutlu mu diye düşünmektir, çocuğunu sevmek asla ona “Ben senin için neler yaptım” demek değildir, tam tersine “Senin için ölmeye bile hazırım, hiçbir şey senin benim evladım olduğunu ve benim seni çok sevdiğimi değiştiremez” demektir, o yolunu bulacaktır. 

Kusursuz ve hata yapmayan çocuk değil, hata yaptığında ayağa kalkıp tekrar yürümeyi başarabilen çocuklar yetiştirebilmek dileği ile…