Adam kazandı!

Adam kazandı!

22 Mayıs 2020 Cuma  |   Serbest Kürsü

“Celladına âşık olmuşsa bir millet, 

ister ezan ister çan dinlet. 

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet, 

müstahaktır ona her türlü zillet.” 

Ö. Hayyam 

Cami hoparlörlerinden duyulan Çav Bella‘ya tepkiler muhalefet kanadında çığ gibi büyümeye devam ediyor. İzmir’in bazı ilçelerinde müftülüğün ses sistemine sızarak Çav Bella dinletilmesi başta camiye komşu olan herkesi şaşırttı. Evleri camiye yakın olanlar o anları görüntülediler ve sosyal medya hesaplarında paylaştılar.  

Ben duysam yapar mıydım? Evet, çünkü kulağım da, ideolojim de bu ezgiye yatkın. Belki de herkesten çok daha çabuk fark eder ve tanırdım. Mesafeleri ortadan hızla kaldıran sosyal medya gücünü bir kez daha göstermiş ve hadise ülkenin gündemine oturdu.  

Bunu duyan AKP ve AKP‘nin oylarına ülke genelinde oynayan CHP’liler durur mu? Anında açıklama yapma gereği duydular. İlk sıraya iki partinin il başkanları birbirlerini suçlar açıklamalarla yerleşti. 

İtalya’da Mussolini döneminde antifaşistlerin marşı olarak bilinen Çav Bella şarkısı camilerden duyulunca, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in seçim kampanyası boyunca kullanmış olduğu marş da olunca bir açıklama da ondan geldi:  

"Mübarek Ramazan ayının sonunda milletçe bayrama hazırlanırken İzmir'de dün bazı camilerin minarelerinden şarkı çalınması benimle birlikte tüm İzmirlileri üzmüştür. En fazla birlik beraberlik içinde olmamız gereken günlerde halkımızı birbirine düşürmeye, kutuplaştırmaya çalışanların bu kadar alçakça provokasyona tevessül etmeleri niyetlerini açıkça ortaya koyuyor. Hedefleri halkımızın dirliği, birliğini bozmaktır.”  

AKP’den Belediye Başkan adayı olan Zeybekçi ise hedefine Tunç Soyer’i oturtarak “23 Nisan’da Gazi İzmir'in sokaklarında milletin marşı yerine  Çav Bella ile zıplayarak dolaşır, o zırvayı milletinden utananların marşı haline getirirsen bunlar olur. Gerçek Milli CHP'liler bunlara hak ettiği cevabı verecektir” dedi. 

Yerelde bunlar olurken... 

“Gerçek milli CHP’liler”den olan Muharrem İnce bu olayı sert bir dille eleştirdi. "Ahlaksızlık, terbiyesizliktir" dedi ve “en ağır cezanın verilmesini" istedi. 

Olayı sosyal medyada ilk paylaşana ulaşmak, olayın gerçek sorumlularına ulaşmaktan çok daha kolay kahramanlık olduğu için paylaşımı ilk duyup, gerçekleştirilen eski CHP il yöneticilerinden olan bir kadın gözaltına alındı. Sorumlularsa halen neredeler mi? Çav Bella bitti, sırada Selda Bağcan’ın yorumladığı 'Yuh Yuh ‘u dinletmeye devam ediyor. , 

CHP'li gerçek milli vekiller de kınama, lanetleme açıklamalarına tabii.

Şimdi gelelim geçmişte camiler nasıl siyasi malzeme olarak kimler tarafından ve nasıl kullanıldığına… "Güçlü bir hafıza en ağır cezadır" der Orhan Kemal, bu olayda ödül oluyor ama. 

- "Minareler süngü, kubbeler miğfer “ şiirini Siirt’te okuyan Erdoğan bu yüzden siyasi yasaklama almıştı. Gel gelelim 6 Mart 2019'da ki, artık kendisini kendinden başka yasaklayan olamayacağı ya da kalmadığı için Siirt’te tekrar okudu. 

Her seçim dönemi cuma hutbelerinde müezzinler, imamlar AKP lehine fetvalar verdi. Şimdi örneklemeye kalsam sayfalarca yer alır diye hatırlatma ile geçmek isterim. 

- "Camiye ayakkabılarıyla girdiler!” Cami imamı "Böyle bir olay olmadı" dedi ve adamı memleketin en sonuna sürdüler. 

Çok değil geçen ay Erdoğan bir açıklama yaptı: “ Herkes yerini haddini bilecek. Zira Diyanet İşleri Başkanımıza yapılan saldırı devlete yapılan bir saldırıdır.” Yine din ile devlet karşı karşıya. 

Bu örnekler biter mi bitmez elbette.

-"Camileri ahıra çevirdiler “ bakınız en can alıcı ve bugün “gerçek milli CHP’lilerin kınarken, sağ seçmen ve iktidarın tepkisine cevabı seri şekilde vermeye çabalayanlar bunu unutmamalıdır. 

Üstelik “ camileri ahıra çevirdiler “ açıklamasında örnek gösterilen cami nerededir biliyor musunuz? 

Tunç Soyer‘in de büyükşehirden önce belediye başkanı olduğu İzmir’in Seferihisar ilçesi Düzce köyünde. Ne zamandır 1936 senesinde. Ellerinde Cumhuriyet gazetesinin kupürü, başlıktaki, “ Bu ne insafsızlık Seferihisar’da tarihi cami ahır yapılmış”ı sallayarak. 

Elbette bu yalan ve camiyi siyaset malzemesi yapan haber” tarihi belgelerle” çürütüldü. 

Ne garip değil mi? Tunç Soyer dâhil il başkanının da bunu bildiğini, anımsadığını sanmıyorum bunu. Bilseydi karşı atağı, cevabı hangi yönde olurdu ondan da emin değilim gerçi. 

Ah nerede o eski cami anıları? Çocuklarla gidilen cuma, bayram ve teravih namazları. Gülen, eğlenen çocukların camiler!  

Yüzünüzdeki gülümsemeyi çaldılar çocuklar. Dine olan saygımızı, sevgimizi siyasete alet eden kim varsa masumiyetinizi çaldılar. 

Sevgili CHP’liler korkmayın sağ seçmenin oylarını kaybetmekten bu kadar. Kınayın, kabul edilemez deyin ama bu kadar öfkeli, böyle kin dolu açıklamalarda bulunmayın. Bu olay Anadolu’nun küçük bir köyünde gerçekleşse ne olurdu biliyor musunuz? 

O köyün yaşlıları bunu yapanı bulur bir güzel pataklardı. Ama hatıralarında da gülerek anlatırlardı. Siz ise kuzuyu kurda yediriyorsunuz. Siz ise ürküntünüzden esası kaçırıp usule takılıyorsunuz. Durum böyle olunca ne oluyor biliyor musunuz? 

Olayın sorumlularına “en ağır “ cezayı isteyen Cumhurbaşkanı adayınız, hani o mitinglerinde Nazım okuyan Muharrem İnce‘nin 24 Haziran seçimlerine sonlanmadan damga vuran meşhur itirafı mı demeli sözü mü yoksa bilemedim ama “ Adam Kazanıyor..” 

Muharrem İnce de ilk kez kazandı tabii. Olayın sorumlusu hala kendi partisine üye olan kadın “en ağır“ şekli ile cezalandırılıyor. 

Fakat sorumlularını bulun, bulun ki gülelim… Bulun ki “yapmayın böyle şeyler be çocuğum“ diyelim….

Berna Can