9 canlı Trump

9 canlı Trump

1 Ekim 2019 Salı  |   Serbest Kürsü

ABD Başkanı Donald Trump yine yaptı yapacağını ve 2020’de yeniden seçilmeyi garantileme yolunda büyük bir adım attı. 

Washington’da bugün yaşanan durumu aslında aynı kapıya çıkan iki biçimde okumak olanaklı: Muhalefetteki Demokrat Parti Trump’ın tuzağına düştü veya Trump çok başarılı bir manevra gerçekleştirdi. 

Elbette konumuz, Trump’ın Ukrayna’nın yeni devlet başkanı Volodymyr Zelensky’yi, 2020 seçimlerinde rakibi olması beklenen, eski başkan Obama’nın yardımcısı Joe Biden’ın oğlu hakkında bir soruşturma açmaya zorlamakla yabancı bir ülke liderini seçimlere müdahil olmaya davet etmesi ve bunun üzerine Demokratların çoğunlukta bulunduğu Temsilciler Meclisinin Trump’ı azletmek amacıyla soruşturma başlatması. 

Ortaya çıkışının üzerinden sadece üç hafta geçmiş olmasına karşın, hakkında sayfalar dolusu yazılabilecek kadar ayrıntılı olarak kamuoyunun dikkatine sunulmuş olan bu siyasi haraç skandalı, bu kadar geniş bir bilgi hazinesinin incelenebilirliğine karşın hala Trump’ı hala ciddi bir biçimde yaralamış değil. 

O kadar ki, bırakın Trump yanlısı Cumhuriyetçileri, muhalefetteki Demokrat Partili vatandaşlar bile ABD’nin üç kağıtçı başkanının azledilebileceğine inanmadıklarını açıkça ifade ediyorlar. 

Azletmenin zorluğu 

ABD tarihinde görevdeki hiçbir başkan görevinden azledilmemiş. Bu aşamaya en fazla yaklaşmış olan Watergate döneminin başkanı Richard Nixon ise, kovulmak yerine istifa etmeyi tercih ederek görevden ayrılmıştı. 

Çünkü bir başkanı görevinden azletme süreci, gerçekleştirilmesi çok zor koşulların bir araya getirilmesini zorunlu kılıyor. Bu süreçte, Temsilciler Meclisi savcılık görevini yerine getirirken, ABD Yüksek Mahkemesi başkanı mahkeme yargıcı, Senato da jüri olarak görev yapıyor. 

Buna göre, Temsilciler Meclisindeki Demokrat çoğunluk Trump hakkına her türlü soruşturmayı yapma gücüne sahip olmasına karşın, bu soruşturmalar sonucunda hazırlanan iddianameye dayanarak Trump’ı mahkum etme, yani görevden alma yetkisi Senato’ya ait. Üstüne üstlük, Senato azil kararını salt çoğunlukla değil, üçte iki çoğunlukla almak zorunda. Şu anda ABD Senatosunda varolan matematik bunu fiilen olanaksız kılıyor: Azil kararı yönünde 67 oy gerekiyor, Demokratların Senato’da sadece  49 sandalyesi var. Ayrıca iki bağımsız senatör önemli kararlarda Demokratlarla birlikte oy kullanıyor, ki eder 51. Bu durumda 16 Cumhuriyetçi senatörün saf değiştirmesi azlin gerçekleşmesi için olmazsa olmaz bir zorunluluk. 

Eğer Senato'daki Cumhuriyetçi Parti üyelerinin en basit oylama için bile Trump’ın ağzına baktıkları düşünülürse, ABD Başkanı’nın aleyhine bir oylama sonucu elde edilmesi neredeyse olanaksız. 

Tuzağın ustalığı 

Peki azlin gerçekleşmesinin zorluğu bu kadar ayan beyanken, Demokratlar niye soruşturmayı başlattılar? Çünkü Trump ağını çok başarılı bir biçimde ördü ve Demokrat Parti liderlerini bu kararı almaya zorladı. Şöyle ki: 

ABD Başkanı’nın Ukrayna lideriyle telefonda yaptığı konuşmada rakibi hakkında yolsuzluk soruşturması açılmasını istemesi, daha da ileri giderek bu soruşturmanın gerçekleşmesi için Ukrayna’ya yapılacak askeri yardımı dondurması ve ardından bu telefon konuşmasının detaylarının kamuoyuna açıklanması Trump’ın anayasa suçu işlediğini adeta kanıtlamak için atılmış adımlar gibi görünüyor. Eğer Demokratlar azil soruşturmasını açma kararını almasaydı, bu kez Temsilciler Meclisinin anayasada temelini bulan denetim işlevini yerine getirmeyi reddetmekle suçlanacaklardı. 

Fakat azil soruşturmasını açıp da işin sonunu getirememek Demokratlar için ağır bir siyasi beceriksizlik örneği olarak tarihe geçecek. 

Sonuç olarak Trump’ın yediği naneler Nixon’ın işlediği suçlardan daha hafif değil, hatta daha ağır olduğunu söylemek de rahatlıkla mümkün, çünkü Trump ülkenin içişlerine yabancıların müdahalesine davet çıkarıyor. 

Bu aşamadan sonra azil sürecinin akıbeti Demokratların savcılık görevini ne kadar başarılı olarak yerine getireceğine bağlı olarak değişebilir. Tıpkı Nixon’ın yaptığı gibi, Trump’ın da Beyaz Saray’dan yapılan elektronik iletişim ve telefon konuşmalarının kayıtlarını özel olarak kodlanmış bilgisayarlarda koruma altına aldığı anlaşıldı. Ve bu kayıtlar arasında Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı ve içeriğini kendinden başka kimsenin bilmediği üç telefon görüşmesinin de bulunduğu ortaya çıktı. 

Eğer Demokratlar bu kayıtlara ulaşabilir ve Trump’ın yaptıklarının “vatana ihanet” kapsamına girdiğini kamuoyuna anlatır ve yeterince Cumhuriyetçi senatörü de aynı şekilde ikna ederlerse, Trump’ın görevden alınması mümkün olabilir. 

Bunun başarılamaması halinde, 2020 seçimlerini  kazanma şansının Trump için herhangi bir Demokrat adaydan daha güçlü olduğunu kabul etmek gerek.

Cengiz İzmirli (mahlas)