6 efsane spor kulübü

6 efsane spor kulübü

25 Mayıs 2019 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Geçen ay Fanatik gazetesindeki “Fenerbahçe'yi yönetmek” başlıklı yazımızda istatistikî araştırmanın sonucunda sporcu kökenli yöneticilerin varlığının sportif başarılarda belirgin bir rol oynayabileceğini ortaya koymuştuk. Bu bağlamda çalışmamızın devamında dünya futboluna yön veren, taraftarlarının kulübe aidiyetleri efsaneleşmiş, kulüp kültürleri diğer kulüplere örnek olmuş altı Avrupa kulübünü mercek altına aldık; Juventus, Bayern München, Real Madrid, Barcelona, Liverpool ve Manchester United. 

Hem popülerliği hem de kayıt edilmiş uzun bir tarihi olması nedeniyle geçen ayki yazımızda olduğu gibi bugün de futbol dalı ile sınırlı kalacağız, amacımız sporun tüm dalları olsa bile. 

Kulüpler sporun mutfağıdır! 

Aslında kulüplerin varlığı ve yönetimleri federasyonların ve kurulların önünde bir konuma ve öneme sahip ola gelmiştir. Örneğin futbolda TFF ve MKH ne kadar etkileyici olsalar da, futbolumuzun varlık ve gelişimi sporun mutfakları olan kulüplerimizin akılcı ve doğru idare edilmesine bağlıdır. Sporda başarı kulüplerdeki başarıyla mümkündür. Geçen ayki Fenerbahçe, bu ayki altı efsane futbol kulübünün incelenmesi kulüplerin başarılı yönetilmelerinin ön koşullarını, ortamlarını ve ipuçlarını bulmaya yöneliktir.*  

Altı büyük kulübün yönetim kurulları 

Altı büyük kulübün önce yönetim kurullarını ele aldık. 

Real Madrid’in 17 kişilik yönetim kurulunda sporcu kökenli üye bulunmuyor. 

Barcelona da ise 19 üyenin bir tanesi eski futbolcuları. 

Bayern München’in şirket ve kulüp şeklindeki ikili yapısında başkanlar eski futbolcuları Karl Heinz Rummenigge ve Uli Hoeness. Üye ise Franz Beckenbauer. Yani toplam 8 üyenin üçü eski sporcuları. 

Juventus’ta  9 kişilik yönetim kurulunda  eski futbolcusu Pavel Nedved görev alıyor. 

Liverpool’un 7 kişilik yönetim kurulunda ise efsane futbolcusu Kenny Dalglish var. 

Manchester United’ın 12 kişilik Kulüp yönetiminde  efsaneleri Sir Bobby Charlton ve Sir Alex Ferguson var. Sir Ferguson Manchester United’da oynamamış olsa da eski bir futbolcu olarak uzun zamandır kulübüyle bütünleştiği için sporcu kökenli kurul üyesi olarak kabul edilebilir. 

İki İspanyol kulübünde sporcu kökenli yönetim kurulu üyelerinin yokluğu veya oransal azlığı çok anlam taşımıyor çünkü ikisinin de sahibi üyeleri yani dışarıdan yatırımcılar yok ve iki seçkin kulübün de sportif kültürleri camiaya ve dolayısıyla yönetime yansımış durumda. Bu durum özellikle aşağıda açıklayacağımız gibi  futbol direktörleri seçiminde çok belirgin bir biçimde ortaya çıkıyor. 

6 kulübün son 25 yılda görev alan futbol direktörleri 

Bu kulüplerin futbol şubeleri geniş yetkilerle donatılmış futbol menajerleri tarafından yönetilmektedir. Gördük ki bu direktörlerin içinde o kulübün sporcuları önemli paylara sahiptir. 

Son 25 yılda söz konusu kulüplerin menajerlerini taradık ve  şu sonuçlar karşımıza çıktı; 

Real Madrid’de son çeyrek asırda çalışan 20 direktörün 8’i kendi sporcuları. Özkaynak oranı % 40.

Barcelona’da bu oran daha yüksek; % 62. 13 direktörün 8’i eski futbolcuları.

Juventus kulübünde de benzer durum söz konusu. 13 Menajerin altısı eski Juventus’lu, % 46 ‘lık özkaynak kullanımı. 

Liverpool ise sekiz direktörün üçünü eski sporcularından seçmiş. % 38’lik bir oranda kendi geçmişine ve yetiştirdiklerine güvenmiş. 

Manchester United ise Sir Ferguson dahil olmak üzere 6 direktörün üçünü kendi tarihinden seçmiş. % 50’lik bir oranda.

Bu bulgular ışığında öz kaynağı olan futbolcularını kullanmalarının bu altı kulübün başarısında ne denli can alıcı paya sahip olduğunu göstermektedir. Kulüplere yatırım yapmış kuruluşlar daha çok mali ve pazarlama konularıyla uğraşmakta, sporcularla destekli kulüp yönetimleri ve futbol direktörleri ise ülkemize göre çok daha özerk çalışma imkanı bulmaktadır. Başarılarında ülkelerinin iktisadi gelişmişliklerinin yüksek olması, serpilip gelişmiş toplumsal değerlere sahip olmaları ve olgun bir spor kültürünün spor camialarına ve sportif yarışmalara egemen olmasının önemi çok fazladır. 

Ülkemiz sporuna geri dönersek, kulüplere zaman ayırıp maddi ve manevi yatırım yapan iş insanları ile sporcuların birlikteliğinin sağlanması altı büyük Avrupa kulübü örneğinde olduğu gibi sporumuza çok anlamlı katkılar yapacaktır. Bu birliktelik ile... 

Kulüplere/camialara aidiyet duygusu güçlenir,

Nesiller arasında deneyim ve kültür aktarılması kolaylaşır,

Sportif kültür ve “Olimpik ruh” kararlara daha iyi yansır,

Her spor dalının kendine özgü bilgi ve birikimi sporcu olmayan yöneticilerle paylaşılır. 

Kulüp yönetim kurullarında asgari %20 sporcu kotası 

Bu doğrultuda önerim 

Dernekler kanununda yapılacak bir değişiklik ile spor kulübü derneklerindeki sporcu kökenli yönetici payının  asil ve yedek üye toplamının % 20’sinden az olmamasının sağlanmasıdır. Sporcu kökenli sayılmak için de 7-10 yıllık lisanslı spor yapmış olmak koşulu düşünülebilir. 

Ülkemiz, 21. yüzyılda sporda ivedilikle büyük adımlar atmanın, sporun daha büyük kitlelere ulaşmasının yollarının açılmasının ne kadar acil bir gereksinim olduğunun farkında olmak zorundadır. Kanımca bu hedeflere yürürken ilk ve vazgeçilmez koşul sporun mutfağı olan kulüplerimizde sporcu yönetici ve sporcu olmayan yönetici iş birliğinin önünün açılması ve uygulamanın sabırla ve titizlikle denetlenmesidir. Sporcuların yönetim kurullarından uzaklaştığı ve yönetim kurullarının sadece iş insanlarından oluşturulduğu günümüzde bu uygulama hayata geçirilirse hem sporcuların hem de spor dışından gelen yöneticilerin bir uzlaşma kültürü içinde sınırları zorlayıp, Türk sporunun ufkunu genişletmesi hayal değildir. Bu uygulama ile sporun mutfağı kulüpler daha uyumlu, daha spor kültürüne uygun idare edilecek ve kazanan Türk sporu olacaktır. 

Melih Esen Cengiz

*Çalışmada ilgili kulüp kaynakları, global futbol web siteleri ve gerektiğinde ilgili ülke federasyon kaynakları kullanılmıştır.