5 maddede 'güvenli bölge'

5 maddede 'güvenli bölge'

18 Ocak 2019 Cuma  |   Günlük

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Amerikan askerlerinin Suriye'den çekileceğini açıkladığı 19 Aralık tarihinden sonra özellikle ülkenin kuzeyinin kimin ve hangi şartlarda kontrolünde olacağına dair bugüne kadar birçok taraf açıklamada bulundu.

Ankara'nın, Fırat Nehri'nin doğusunda başlatmayı planladığı ancak ABD'nin çekilme kararıyla ertelediği askeri harekâta ilişkin halen somut bir girişim olmazken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye sınırında oluşturulması planlanan "güvenli bölge" fikrini bir kez daha ortaya attı.

Trump ile hafta başında telefonda görüşen Erdoğan, bu fikri Suriye'nin kuzeyinde "terörden arındırılmış güvenli bir bölge" oluşturulması sözleriyle ifade ederken, bölgenin kimin kontrolünde ve nasıl bir yönetim anlayışına sahip olacağına dair taraflardan herhangi bir uzlaşı açıklaması yapılmadı.

Türkiye-Suriye sınırından yaklaşık 32 kilometre (20 mil) güneye inmesi beklenen hatla ilgili ayrıntıların Türkiye ve ABD genelkurmay başkanlarının Çarşamba günü Brüksel'de yaptığı görüşmenin ardından biraz daha netleşmesi bekleniyordu. Ancak söz konusu görüşme sonrası olası "güvenli bölge" hakkında basına bilgi verilmedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Brüksel toplantısı sonrası "İlk görüşme Genelkurmay Başkanımız Yaşar (Güler) Paşa ile (Joseph) Dunford arasında Brüksel'de yapılmıştır. Askerlerimiz arasında, diğer kurumlarımız arasında, biz de tabii dışişleri bakanları olarak bu konuda görüşmelerimizi ABD tarafıyla sürdüreceğiz" ifadesini kullandı.

Nereleri kapsayacak?

Anadolu Ajansı'nın yaptığı ölçümlere göre Fırat Nehri'nin doğusundan başlayarak Türkiye-Suriye sınırında oluşturulacak güvenli bölge 460 kilometrelik bir hat boyunca uzanıyor.

Kesin ve resmi sınırlarının henüz kararlaştırılmadığı hattın, batıda Cerablus'tan başlayarak Sarrin ve Ayn İsa'nın kuzeyinden geçmesi muhtemel. Türkiye sınırı boyunca Kobani, Tel Abyad, Rasulayn, Kamışlı ve El Malikiye yerleşimlerini içine alan bölgeyi kapsayan hattın bazı kesimlerinde YPG unsurları varlık gösterirken, Kamışlı'nın kontrolü de Suriye ordusuna geçmiş durumda.

Dolayısıyla buradaki YPG güçlerinin, oluşturulması planlanan güvenli bölgeden nasıl çıkarılacağı ve Şam yönetimi kontrolündeki alanlarda nasıl bir yönetim yapısı tesis edileceği yanıtlanmayı bekleyen önemli sorular olarak öne çıkıyor.

Türkiye ne istiyor?

Erdoğan'ın bahsettiği "güvenli bölge" fikri aslında yeni bir girişim değil. Başbakan olduğu dönemde, Trump'ın selefi Barack Obama'ya "güvenli bölge" fikrini açtığını hatırlatan Erdoğan, ABD'nin gerekli hava sahası kontrolünü ele alması durumunda Türkiye'nin de karada güvenliği sağlayabileceğini ve oradaki insanların yaşam koşullarının iyileştirilebileceğini söylediğini anımsattı.

Salı günü konuya ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı, "Üzerinde tüm ilgili arkadaşlarımızın konuşabileceği, değerlendirmeler yapabileceği ki benim de olumlu baktığım bir konudur, bu konu üzerinde çalışılabilir, hatta ve hatta bu 20 mil daha da uzatılabilir ve bu bölgede böyle bir adım atılabilir" ifadesini kullandı.

Başta ABD olmak üzere IŞİD'le mücadele koalisyonu güçlerinin gerekli lojistik ve maddi destek vermesi durumunda, o bölgedeki insanların güvenli bölgede yaşama şansı bulacağını belirten Erdoğan, TOKİ'nin de gerekli adımları atmaya hazır olduğunu belirtti.

Türkiye'nin mültecileri çadır ve konteyner kentlerde barındırdığının altını çizen Erdoğan, "güvenli bölge noktasında da henüz atılmış ciddi bir adım yok" şeklinde konuştu.

ABD'nin yaklaşımı

Trump'ın, Amerikan askerlerinin Suriye'den çekileceğini açıklamasından yaklaşık bir ay sonra Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde gündeme gelen güvenli bölge fikri mevcut Washington yönetimi tarafından 2017 yılı başında da konuşulmuştu.

ABD Başkanı, görevi devralmasından hemen sonra 25 Ocak 2017'de ABC News kanalına verdiği söyleşide "Suriye halkı için kesinlikle güvenli bölgeler oluşturacağım" şeklinde konuşmuştu.

Suriyeli Kürtler ne diyor?

Türkiye'nin oluşturulmasını teklif ettiği güvenli bölge konusunda Suriyeli Kürtler hafta boyunca farklı temsilciler aracılığıyla çeşitli mesajlar verdi.

Çarşamba günü bir açıklama yapan Suriye Demokratik Güçleri (SDG), güvenli bölgelerin oluşturulmasına "uluslararası garantiler" verilmesi ve Suriye'nin doğusu ile kuzeyine "yabancı devletlerin müdahalesi" olmaması şartıyla destek verebileceklerini belirtti.

Suriyeli Kürtlerin temsilcilerinden Aldar Halil ise, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada Türk ve Kürt güçler arasında bir çatışmayı önlemek için Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde uluslararası güçlerin konuşlandırılmasını kabul edebileceklerini belirtti.

Ancak sözlerine devam eden Halil, "Diğer seçenekler Suriye'nin ve özerk bölgemizin toprak bütünlüğünü ihlal edeceği için kabul edilemez" ifadesini kullandı.

Salı günü AP haber ajansına konuşan Rojava'daki özerk yönetimin üst düzey yetkililerinden Bedran Ciya Kurd ise oluşturulması öngörülen güvenli bölgenin yeni bir kılıfla gerçekleştirilen bir Türk işgali anlamına geleceğini ifade etti.

Kurd, Suriye'nin kuzeyindeki Kürt yönetiminin sadece uluslararası güçlerin görev yaptığı ve BM himayesindeki bir güvenli bölgeyi kabul edeceğini söyledi. Kürt yetkili ek olarak BM bünyesindeki uluslararası güçlere alternatif olarak ise Suriye hükümetine bağlı birliklerin düşünülebileceğini belirtti.

Moskova ve Şam'ın duruşu

Rusya ve Suriye, oluşturulması planlanan güvenli bölgenin Şam yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini savunuyor.

Çarşamba günü konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Bu bölgelerle ilgili tek ve en iyi çözümün, bu alanların Suriye hükümetinin, güvenlik güçlerinin ve yönetim birimlerinin kontrolüne verilmesi konusunda ikna olmuş durumdayız" dedi.

Şam yönetiminden de Ankara'nın planlarına karşı bir kınama geldi. Suriye Dışişleri Bakanlığı'ndan resmi haber ajansı SANA'ya konuşan bir yetkili, "Türkiye Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamalar bu rejimin işgalci ve saldırgan bir dil kullananlarla anlaşmayacağını teyit eder" ifadesini kullandı. Yetkili ayrıca Türkiye dâhil "her türlü işgalciye karşı" Suriye topraklarını koruyacaklarını belirtti.

(Deutsche Welle Türkiye)