40 saniyede 1 kişi

40 saniyede 1 kişi

22 Ağustos 2019 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Savaş muhabiri gazeteci Marie Colvin’in hayatından kesitler sunulan bir film izledim geçen gece… Savaş muhabirleri, savaş bölgesinde görev yapan, olaylara ve süren savaşa birebir tanıklık eden ve olanları ilk elden haber olarak aktaran gazetecilerdir. Öncelikle cesaret, ekstra fiziksel güç isteyen zor koşullar altında görev yapmayı gerektiren bir meslektir. Bir de kadınsanız ekstranın karesi güçlü olmak zorundasınız.  

Marie Colvin de bir kadın gazeteci olarak 30 yıllık meslek hayatında masa başı yerine savaşın hüküm sürdüğü zor koşulları kendisine misyon seçmiş ve hatta Sri Lanka’da iken bir gözünü kaybetmesine rağmen “Orada (Suriye’de) çok kötü şeyler oluyor ve ben kendi gözlerimle görüp dünyaya anlatmalıyım” tutkusuyla Suriye’de sivillerin öldürülmesine tanıklık eden haberleriyle çaresiz insanların sesi olmuş. Hedef konuma düşüp ve bulunduğu civarın bombalanacağını öğrenmesine rağmen kadın ve çocuk sivilleri bırakıp gitmeye yüreği razı olmadığı için onlarla kalarak bir nevi kendi intiharına kement atmış. Onunla birlikte aynı saldırıda 29 yaşındaki foto muhabiri Remi Ochlik de 2012 şubatında hayatını kaybetmiş. 

Aslında sizlere savaşın görünen ve görünmeyen aktörlerinden bahsetmek değil niyetim. Asıl konu intihar!.. 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2015 yılında yayınladığı raporunda, dünya genelinde her 40 saniyede bir kişinin intihar ettiğini açıkladı. Bu rapor, WHO'nun intihar alanındaki ilk çalışması,172 ülkeden intihar verileri toplanarak 10 sene içinde tamamlanmış. Amaç ise intihar oranlarını 5 yılda yüzde 10 azaltabilmek… Azaltılabilmiş midir? Daha bir yıl var bakalım sonuçlar ne çıkacak? 

WHO 2019 verilerine göre; dünyada intihar oranı en yüksek ülke yüz binde 31,9 ile Litvanya birinci sırada. Sonra sırasıyla Rusya, Guyana, Güney Kore, Belarus, Surinam, Kazakistan, Ukrayna ve Letonya geliyor. Erkekler tüm dünyada kadınlara göre daha yüksek oranda intiharı seçiyor. Geleneksel olarak, çocukların yaşlanmakta olan ebeveynlerine bakmaları beklenir. Ancak, bu sistem 21. yüzyılda büyük ölçüde ortadan kalktığından, birçok yaşlı insan hastalıklarla yaşamak veya bakımsız kalmak yerine intiharı seçiyor. Kadınlar ise intiharı genç yaşlarında deniyor. Aslında kadınların intihar girişimi erkeklerinkinden yaklaşık üç kat daha fazlaymış. Lakin erkekler kendilerini öldürme konusunda kadınlara göre daha yüksek orana sahip. Belçika, Macaristan 11. ve 12. sırada. Japonya 14. ve Amerika 27. sırada.  

İsveç 1960'larda dünyadaki en yüksek intihar oranına sahip ülkeyken, özellikle kuzey bölgelerinde,  uzun kara kışları bazı bölgelerde her gün 20 saat veya daha fazla karanlık Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (Seasonal Affective Disorder-SAD) depresyona neden olmakta. Hükümetin bu krize sosyal refah ve ruh sağlığı hizmetleri yaklaşımı ile günümüzde 28. sıraya düşmüş durumda. İskandinav ülkeleri İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya yüksek mutluluk oranlarıyla nispeten düşük intihar verilerinde.   

Almanya ise 37. İntihar oranları ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor. Bunda kültürel, sosyal, dini ve ekonomik etmenlerin rolü büyük. Örneğin Katolik ve Müslüman ülkelerde oran hayli düşük, bunda din tarafından intiharın yasak olmasının etkisi büyük olmalı çünkü intihar olaylarının az görüldüğü yerler Müslüman ülkeler. En son sırada ise Barbados 182. sırada ve 183. Antigua ile Barbuda geliyor. 

Türkiye ise 2019 verilerine göre yüz binde 7,3 oranı ile dünyada 100. sırada yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ölümle sonuçlanan intihar vakaları 2018 yılında 3 bin 161 kişi oldu. İntihar edenlerin yüzde 75,6'sını erkekler, yüzde 24,4'ünü ise kadınlar oluşturdu.   

Fransız sosyolog Emile Durkheim 1897 yılında intihar olaylarını incelerken intiharı sosyal bir olay olarak görmüş. “Sosyal yapı çöküntüsü bir sosyal etki olurken, intihar bir sosyal tepki olarak karşımıza çıkar” görüşüyle hareket etmiş. Fakat sosyal yapı çöküntüsünün niye intihar gibi bir sosyal tepkiyle sonuçlandığı konusu eksik kalmış.  

Aslında tarihte ilkel toplumlardaki intihar olgusu daha çok kahramanlık türünden olan intiharlar olarak karşımıza çıkıyor. Eski İskandinavya'da doğal ölüm utanç verici kabul edilir ve yaşlanan kişiler, daha onurlu bir ölüm biçimi olarak kabul edildiği için kendilerini uçurumdan atarlarmış. Bugün bile bazı Güney Pasifik adalarında intihar onurlu bir davranış olarak değerlendirilir. 

Dünyada intihar için seçilen yerler bazen köprü bazen yüksek binalar olabiliyor. Çin’in Nankin Nehri ilk sırada bulunuyor. 2. sırada ise San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü… 1937 yılında açılan köprüden atlamak neredeyse moda haline gelmiş. Öyle ki 1954 yılında John Thomas Doyle adındaki 49 yaşındaki bir adamın köprüden atladıktan sonra cansız bedeninde bulunan notta “Çektiğim diş ağrısını saymazsak aslında hiçbir nedeni yok” yazıyormuş. 2013 yılında neredeyse haftada bir kişinin atlayarak hayatını kaybettiği bariz ortada olunca 211 milyon dolara mal olacak Fiziksel İntihar Caydırıcı Sistem projesine 2017 yılında başlanmış. Köprünün her iki yanına çelik halatlardan ağ yapılarak intiharı engellemeyi amaçlayan projenin 2021 yılında bitmesi bekleniyor.  

TÜİK verilerine göre ülkemizdeki intiharların yarıya yakın bir kısmı kendini asarak intihar etme şeklinde gerçekleşiyor. İntihar şekli olarak %25 gibi bir oranla ateşli silah kullanılmış, %11’i kimyevi madde, %10’u da doğal gaz, tüp benzeri kullanarak intihar etmiş. Asılarak intihar etme kadın ve erkekler de ilk sırada geliyor. Burada parantez açmak istiyorum. Aslında Doğu’da töre cinayetlerinde kadınlarımız ya intihar süsü verilerek asılıyor ya da aile baskıları uygulanarak kendilerini asmaları için zemin hazırlanıyor. Parantezi kapatıyorum.   

Çin’de çoğu intihar girişimi böcek ilacı veya başka zehirlerle gerçekleştirilirken, Japonlar, Fuji Dağı'nın dibindeki Aokigahara Ormanı'nı seçiyorlarmış. Her yıl yüzlerce insanın hayatını sona erdirmek için gittiği bir merkez haline gelmiş. Güney Kore'de ise intihar etmenin en yaygın yöntemlerinden biri, karbonmonoksit yoluyla zehirlenmek. Ayrıca başkentlerindeki Mapo Köprüsü’nden atlayanların çoğalması nedeniyle köprü “Ölüm Köprüsü” veya “İntihar Köprüsü” adıyla anılmaya başlanmış.  

Geçmişe baktığımızda ünlü yazarlar, şairlerden tutun da, aktörler, aktrisler, ressamlar, heykeltıraşlar, sporcular, gazeteciler, iş adamları, armatörler, valiler, siyasetçilere kadar pek çok insan hayatına kendisi son vermiş. 

Peki, neden insan intihar eder?  

Ya da soruyu şöyle de soracak olursak… Milyarlarca insan var ve birçok problem! Lakin herkes değil de neden bazı insanlar 40 saniyede bir intiharı seçiyor?  

Bu sorunun cevabını bir sonraki makalemde paylaşmak üzere…

Kaynaklar:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 

Dünya sağlık Örgütü (WHO) 

Dünya Nüfus Dergisi