4 Nisan ve bir kulübün linç hikayesi

4 Nisan ve bir kulübün linç hikayesi

29 Haziran 2015 Pazartesi  |   Mentor

Fenerbahçe'nin hikayesi dünya tarihinin en büyük ötekileştirme ve linç hikayelerinden biridir.

Dünyada daha geniş kitlelere bu kadar büyük zulüm, bu kadar ötekileştirme az görülmüştür, örneği pek yoktur.

En kötüsü bu ülke insanının vicdanının ölmüş olması ve bu lince alkış tutacak kadar insanlığını unutmuş olmasıdır.

Hukuksuzluğa, ahlaksızlığa, hırsızlığa, zalimliğe , sahtekarlığa sırf Fenerbahçe'ye karşı işleniyor diye susmak, alkışlamak, sahip çıkmak bu ülke için geleceğin karardığı anlamına gelir.

Hangisini anlatayım?

Yazmaktan yoruldum, tescilli suç uydurucuları, UEFA jurnalcileri, gaza boğulan bebelere sevinenleri, çalınan vergileri, gaspedilen hakları sen ne kadar anlatsan karşıdaki anlamadıktan sonra neye yarar.

Şimdi de devlet eliyle bir lincin meşrulaştırılması, küçümsenmesi, yok sayılması. Bir linç girişiminin hafifletilmesi, kan üzerinden Fenerbahçe zulmü yaratılması.

Aydınlığın karartılması.

Aslında kararan şey Galatasaraylı'dır, Beşiktaşlı'dır, Trabzonsporlu'dur.

Bir ülkenin geleceğidir.

"Mağduru Fenerbahçe" diye sahip çıktığınız adaletsizlik yarın kara veba gibi bütün adalet sistemi sardığından bu defa mağdurları sizin evlatlarınız, yavrularınız olacak siz olacaksınız, oldunuz, oluyorsunuz.

Aslında alkışladığınız karanlık, kendi hücrenizin  karanlığıdır.

Yarın o karanlığa kurban edildiğinizde en çok Fenerbahçe'nin gördüğü zulme tuttuğunuz alkıştan utanacaksınız.

Çünkü adalet yarın size de lazım olacak.