23 Haziran ve 'harakiri'

23 Haziran ve 'harakiri'

20 Mayıs 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi kararı sadece İstanbul’da değil tüm ülkede büyük tepkilere yol açtı. Demokrasi tarihimize çıkarılması mümkün olmayan kara bir leke sürüldü. AKP’nin iktidarı seçim yoluyla terk etmeyeceğine inananlar bir kez daha haklı çıktı. Seçimler öncesi, Erdoğan ve AKP yetkilileri, maddi, manevi ve sembolik anlamı olan İstanbul’un kaybedilmesinin, iktidarın kaybedilmesi ile aynı anlama geldiğine yönelik beyanlarda bulunmuşlardı. AKP’nin beka sorununun tescillenmesi anlamına da gelen İstanbul’un kaybı nedeniyle seçimlerinin yenilenmesine mecbur kalındı.   

İstanbul seçimlerinin sonucunun iptal edilmesi AKP iktidarına muhalif olan kesimlerin duyarlılığını arttıran çok önemli politik bir iklim yarattı. Gezi süreci sonrası, bir anlamda sindirilen kesimler seçimlerin iptali amacıyla siyasi güç kullanımına yönelik akıl almaz Bizans oyunlarına karşı duyarlılıklarını cesaretle açığa vurdular. 31 Mart gece yarısı başlayan süreç daha önce politik tavrını açıkça sergilemekten uzak duran kesimlerin de açıkça tavır koymaları sonucunu beraberinde getirdi. Ömer Koç’un YSK kararının verildiği gün İmamoğlu’nu ziyaret etmesi ve sanat ve spor camiası ile statlardan yükselen #herşeygüzelolacak dalgası tüm ülkede AKP karşıtı rüzgarı güçlendirdi. Gelişmeler öylesine boyutlara ulaştı ki, ılımlı AKP’li seçmen dahi “Bu kadar da olmaz” dedi. 

Aslında AKP’nin ilk kez değil, daha önce bir genel seçim kaybettiğini bilen, hatırlayan kitleler için sürpriz olmayan bu gelişme, toplumdaki siyasi hassasiyeti hareketlendirdi. 7 Haziran 2015 seçimleri sonucunda seçmenin iradesi kontrol altına alınırken, artan şiddet ve terör eylemleriyle seçmenin sindirilmesine seyirci kalınmıştı. Bu defa tepkiler toplumun ortak vicdanını harekete geçirdi. İşte bu süreç Türkiye için İstanbul seçimlerinden ve belediyeyi kimi yöneteceğinden çok daha önemli ve değerli bir süreç. Bu iklimi kendi bekası pahasına AKP yarattı, bu açıdan orta ve uzun vadede sonuçları daha iyi anlaşılacak. AKP harakiri yaptı.  

Oysa, seçimler iptal edilmese, muhalefet uzun yıllar sonra İstanbul seçimlerinin kazanmış olmasıyla, gazı alınmış bir şekilde, dört yıl sonraki seçimlerde AKP’nin sandıkta devrilmesini bekleyecekti. Bu durum, AKP’ye ülkeyi en az dört yıl daha yönetme olanağı sağlayacakken, görünmez! bir elin müdahalesiyle seçim iptal edildi. Aslında AKP, yakıcı iç ve dış politika sorunlarıyla ve ekonomik krizle mücadele edebilecek kapasitesinden de yoksun. Bu nedenle, ülkeyi 4 yıl daha yönetme fırsatını tepme pahasına, büyük bir riske girerek İstanbul’u geri alma yolunu deniyor. Bu da gösteriyor ki, AKP, siyasetin finansmanı açısından kritik önemi haiz İstanbul’suz, bırakın yakıcı sorunlarla yüzleşmeyi, ayakta durabilecek güce bile sahip değil. Çözülme sürecine girdi. Erdoğan tarihi gelişimin gidişini tersine döndürmenin mümkün olmadığını bile bile, karizmasının tamiri peşinde. İşte bu açıdan seçimlerin iptali siyaset iklimine çok önemli bir katkı yaptı. Şimdi, önümüzdeki süreçte İstanbul’da, sonuç ne olursa olsun Erdoğan’ın kendisi oylanacak. Seçim kazanılsa bile hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. YSK, iptal kararı ile AKP’ye iyilik mi yaptı yoksa meydan mı okudu, bunu önümüzdeki süreç gösterecek.

Yakıcı iç ve dış politika sorunları ve gidişata göre, anket verilerine göre, İstanbul seçimleri ertelenir mi? Bence gerek görülürse ertelenebilir. Hatta, inşallah ertelenir ki, bu AKP için ikinci bir harakiri olur. Tekrar etmek gerekirse, bugün Türkiye için asıl önemli olan İstanbul’un kimin tarafından yönetileceği konusu değil, Türkiye’nin kimin tarafından ve nasıl yönetileceği konusudur. Zira, AKP VE MHP koalisyonu ülkeyi hızla beka uçurumuna götürüyor.

İstanbul seçimleri yapıldığı takdirde, tekrar Ekrem İmamoğlu kazanırsa ne olur?

AKP ve Erdoğan’ın İstanbul’suz yaşayabilme fikrine alışması pek kolay olmaz. İmamoğlu tarafından ikinci kez yenilmiş AKP ve Erdoğan’ın, mevcut sorunlarla yüzleşmeye devam edebilmesi son derece güçleşeceğinden AKP’deki çözülme süreci daha da hızlanır.  

Seçimleri Binali Yıldırım kazanırsa ne olur? 

AKP ve Erdoğan’ın İstanbul zaferine rağmen, yakıcı iç ve dış sorunların üzerine İstanbul’un gasp edildiği düşüncesi ve Babacan’a ilave olarak İmamoğlu’nun da çıtayı yükselterek Erdoğan’ın alternatifi olarak siyaset sahnesinde yer alacak olması AKP’deki çözülme süreci daha da hızlanır. 

Peki nasıl bir sürece doğru yol alıyoruz?  

Bu konuda, 22 Aralık 2015 günü Medya Günlüğü'nde yazmış olduğum ve aşağıda bağlantısı yer alan “Sonsuza kadar AKP mi?” başlıklı yazımın son iki paragrafında yer alan ilk seçenekle ilgili görüşümü tekrarlıyorum. 

Dış faktörler neticesinde (dış güçler demiyorum), hatta sıcak savaş ya da sıcak savaşa yol açacak gelişmeler neticesinde, AKP'nin iktidarı bırakmak zorunda kalması beklenebilir. Türkiye olağanüstü şartlar döneminde, "geçici ve milli" hükümetlerle yönetilebilir.    

 http://medyagunlugu.com/haber/sonsuza-kadar-akp-mi-40682