2023: İstanbul'dan kaçış!

2023: İstanbul'dan kaçış!

18 Kasım 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Cenk Başlamış

1980'lerde popüler olan "New York'tan Kaçış" ve "Mad Max 1-2" benzeri filmleri hiç izlediniz mi? 

Kent yaşamının nasıl mahvolduğunu ve tükenen kaynakların insanları nasıl bir ölüm kalım savaşına girdiğini anlatan bu filmler bize"fantastik" gelebilir, kaldı ki olaylar Türkiye'de geçmiyor.

Peki ya "Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir"i izlediniz mi?

İzlemediyseniz mutlaka izleyin çünkü bu film, belirsiz bir tarihte insanoğlunun karşılaşacağı cehennemi değil, hemen bir kaç yıl sonra, tam olarak 2023'te İstanbul'un nasıl bir kaosa düşeceğini anlatıyor.

İmre Azem'in yönetmenliğini yaptığı film aslında bayağı eski, 2011 yapımı ama son derece güncel, seyretmekte geç kalmış sayılmazsınız, hele hele İstanbul'da yaşıyorsanız...

"İstanbul'a yaşanmaz artık...", "Buralardan gitmek lazım...", "İstanbul kocaman bir köy oldu..." uzun süredir sık sık duyduğumuz, söylediğimiz ama aslında üzerinde çok da düşünmediğimiz sözler. Kimimiz insan kalabalığına sinirleniyoruz, kimimiz çıldırtan trafiğe, kimimiz kent yaşamının kurallarından habersiz insanların kabalığına.

İşte "Ekümenopolis", İstanbul'un nereden nereye geldiğini ve daha önemlisi nereye gittiğini nedenleriyle anlatan bir belgesel.

İzlemek isteyecekler için fazla ayrıntıya girmeden filmden bazı satır başları:

Uzmanlar, İstanbul'un kaldırabileceği nüfusun beş milyon olduğunu hesaplamış yani şu andaki nüfusun üçte birinden azı! Peki, tek sorun İstanbul'un kalabalık olması mı? Elbette değil, örneğin sadece beş milyon kişiye yetebilecek kaynakları, altyapıyı bunun en az üç katı insan kullanıyor. Kent ve çevresindeki kaynaklar artık yetmediği için Düzce'den, Istranca Dağları'ndan su getiriliyor.

Gelecekteki tablo daha da vahim!.. "Gelecek" aslında yanlış bir ifade, çok uzakta değil, 2023'te İstanbul'un nüfusunun-sıkı durun- 25-30 milyona yükselmesi bekleniyor. Demek ki, en iyimser tahminle 2023'de kentte yaşayanların sayısı yüzde 70 artacak. 

Beş milyonun yaşayabileceği olanaklara sahip bir kent için korkunç bir rakam! Kısıtlı kaynaklar bu kadar insan için nasıl paylaştırılacak? Su, elektrik, barınma, eğitim, ulaşım araçları, yollar...

Ekümenopolis, "İstanbul'da ekolojik eşikleri aştınız. Nüfus eşiklerini aştınız. Ekonomik eşikleri aştınız. Peki, nereye gidecek bunun sonu" diye soruyor...

Belgeselde konuşan uzmanlar, bu soruya tek kelimelik bir yanıt veriyor:

KAOS!..

Bu kadar basit, bu kadar çarpıcı... 

Gecekondulaşmadan kentsel dönüşüme ve TOKİ'ye yaşananlar, hatalar tek tek sıralanıyor, diğer ülkelerin deneyimleri de aktarılarak...

Bir zamanlar çok tartışılan 3. köprü konusuna gelince...

Artan insan ve araç sayısı alternatifler aranmasını zorunlu kılıyor, bu doğru. Sırf bu nedenle yeni köprünün yapılmasının mecburen desteklenmesi gerektiğini düşünenler az değil.

İşte belgesel, İstanbul'a neden 3. köprünün yapılmaması gerektiğini, bunun nasıl  bir cinayet olduğunu, her köprünün kentin sırtına sokulan bir hançer olduğunu o kadar yalın ama bir o kadar da ikna edici şekilde anlatıyor ki...

"Dünyanın en güzel şehri" diye böbürlendiğimiz İstanbul'u, tarih için kısa sayılacak bir sürede devlet ve iktidarlar başta el birliğiyle mahvetmeyi başardık.

İstanbul'a artık düzeltemezsiniz.

İstanbul'u yeniden yapamazsınız.

İstanbul'u değiştiremezsiniz.

İstanbul'un yağmalanmasını artık engelleyemezsiniz.

İnternette mutlaka bulursunuz, önce filmi izleyin.

Sonra henüz vakit varken kaçın!

Zaten yakında kaçmak zorunda kalacaksınız!..

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.