2 ülke, 2 dil, 2 kültür

2 ülke, 2 dil, 2 kültür

26 Kasım 2019 Salı  |   MG Özel

Birinin adı Aleksandra, soyadı Topalel, diğerinin adı Darya, soyadı Ozaraz, bir başkasının İlya Kahraman, ötekinin Liliya Özbilen...

Tümünün ortak özelliği, Türk-Rus karma evliliklerden doğan çocuklar olması. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Türklerle Ruslar arasında başlayan evliliklerin tam sayısını herhalde hiç kimse bilmiyor. Bunun nedeni, özellikle 1990’ların başındaki evliliklerin bir bölümünün Türkiye’de ya da Rusya’da kayıtlara geçmemesi. Yine de, kaba bir tahmin yapmak gerekirse, yaklaşık 30 yıllık süre içinde karma evlilik sayısının 100 bini bulduğu söylenebilir. Bu tahminden yola çıkarak, çocuklarla anne ve babaların yakın akrabaları da düşünüldüğünde belki de sayıları milyona yaklaşan büyük bir Türk-Rus ailesinin varlığından söz edilebilir.

Çok ender örnekler dışında karma evliliklerde baba Türk, anne ise Rusya vatandaşı. Türkiye’de, özellikle Antalya ve İstanbul’da yaşayan Türk-Rus ailelerinin sayısı son yıllarda hızla artıyor. Kural değilse bile, iki ülkede de karşılığı olduğu için karma evliliklerden doğan çocuklara sık sık Derya ve Deniz isimleri veriliyor.

Böyle ailelerde yetişen çocuklar, ister Türkiye’de yaşasınlar isterse Rusya’da, elbette iki ülkenin karma kültürüyle büyüyor.

Örneğin, eşi Rus olan Türk vatandaşı Savaş Yılmaz, “Bu çocuklar iki kültürün de izlerini taşıyor. Yani hem Puşkin’i Rusça okuyabiliyorlar hem de Recep İvedik’i Türkçe seyredebiliyorlar…” diyor.

 

 

Artık sonuna yaklaştığımız 2019 aynı zamanda “Rusya- Türkiye Kültür ve Turizm Yılı” olarak kutlanıyor. Bu çerçevede pazar günü Beyoğlu’nda ilginç bir etkinlik vardı: Çeviri Yarışması.

Büyük bölümü karma evliliklerden doğan çocuklar Türkçeden Rusçaya, Rusçadan Türkçeye yazılı metinden ve simultane çeviriler yaptılar ve iki dilden skeçlerle yaratıcılıklarını sergilediler. Son derece keyifli, heyecanlı ve çekişmeli geçen yarışmayı, annesi Rus olan, aksansız Türkçe konulan Alize Oralerkaya (üstteki fotoğrafta solda) kazandı. İkinciliği Yulia Kurt, üçüncülüğü de Liliya Özbilen aldı. Yarışmanın jürisi, Rus edebiyatının önde gelen eserlerini Türkçeye kazandıran Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Hülya Arslan'la (altaki fotoğrafta solda) uzun süre Moskova'da gazetecilik yapan Hakan Aksay ve Cenk Başlamış'tan oluştu.

 

 

Merkezi Moskova'da bulunan Rossotrudniçestvo ve İstanbul’daki Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu tarafından da desteklenen etkinliğin organizatörü Svetlana Özgür’dü (fotoğrafta sağda).  Rossotrudniçestvo, yurt dışında yaşayan Rusya vatandaşlarıyla ilişkiler ve uluslararası iş birliği işlerinden sorumlu olan devlet kuruluşu. Yaklaşık 20 yıldır Türkiye'de yaşayan Özgür, söz konusu ajansın koordinasyon konseyi üyeliği görevinde de bulunuyor.

Özgür, “Amacımız, karma evlilikler nedeniyle ülke dışında doğan ya da büyüyen Rus çocuklarının kendi kültürleriyle bağlarının güçlenmesine katkıda bulunmak ve özellikle modern Rus edebiyatıyla tanışmasını sağlamak” diyor. Özgür ayrıca, ender görülen şekilde, iki dilli ve iki kültürlü yetişme avantajına sahip çocukların yakın bir gelecekte medyadan enerji, tarih ve çevirmenliğe şu anda uzman eksikliği duyulan pek çok alanda görev alarak Rusya ile Türkiye’nin ilişkilerinin gelişmesine katkı yapacağına inandığını söylüyor...